Deniz Baykal’ın CHP’nin başına dönüp dönmeyeceği konusunda çok şey söyleniyor.
Konuyu en basit yanından ele alalım. Kim 40 yıllık siyasi hayatının bir “aşk kaydı” dolayısıyla sona ermesini kabul eder?
Baykal’ın iki seçeneği var: Ya evine gider ve böylece siyasi hayatı bitmiş olur ya da mücadele eder bu kayıt yüzünden gitmemiş, “savaşmış” olur.
Tabii ki kim olsa ikinciyi seçer. Ancak tercihini bu yönde kullananın, ikinci ya da üçüncü kayıtların ortaya çıkmayacağından emin olması gerekir. Eğer başka kayıtlar da ortaya çıkarsa, istediğimiz kadar bunun gayri ahlaki olduğunu tekrar edip duralım, o kayıtların hedefindeki kişi artık darmadağın olur.
Önümüzdeki on gün içinde kuşkusuz Baykal da bu meseleyi yoğun bir şekilde düşünecektir.
Ama ilk kayıt ortaya çıkar çıkmaz Başbakan’ın harekete geçmesini, bakanların olaya el koymasını bir “güvence” olarak görüyor olabilir. Yeni bir kaydın ortaya çıkarılması durumunda, Başbakan’dan talimat almış görevlilerin anında harekete geçeceğine Baykal herhalde güveniyor olmalı ki mücadelede çıtayı yüksekte tutmaya hazırlanıyor.
Baykal bir başka güvenceyi de istifasını açıkladığı sırada bizzat kendisi sağladı. Doğrudan AKP hükümetini suçladı, Fethullah Gülen cemaati ile açık bir barış yaptı. Baykal’ın suçlamasına Erdoğan da aynı sertlikte yanıt verdi. Dolayısıyla yeni bir kaydın ortaya çıkması durumunda rahatça ve inandırıcı olarak “Görüyorsunuz suçladım ve bir kayıt daha çıkardılar, AKP hükümeti hakkında haklı olduğum görüldü” diyebilecektir.
Baykal evinde durmaz, çünkü yerine kimi koyarsa koysun, “emanetçilik” her zaman güvenli bir müessese değildir. Turgut Özal da Süleyman Demirel de bunu yaşayarak görmüşlerdir.
Deniz Baykal eğer bu kurultayda planladığı gibi tekrar koltuğuna dönemezse siyasi tarihe nasıl geçeceğini iyi biliyor. Onun için kendisine bağlı parti örgütleri ve yakın çevresiyle bu manevrayı uygulamak ve başarıya ulaşmak zorundadır. Manevrayı başarması da yetmez, önümüzdeki siyasal süreçte, referandum ve seçim kampanyalarında sürekli olarak bu konuyu işleyip hem bugüne kadar kullandıkları “mağduriyet” avantajını AKP’nin elinden almak hem de siyasi gerilimi en üst noktada tutmak zorundadır.

