Doğuya dönüş şüphesi

Haberin Devamı

Batı basını bir süredir, AKP hükümetinin Türkiye’nin dış politika ana eksenini “doğu”ya çevirdiğine ilişkin kuşkular belirtiyor.

Gerçekten de hükümet, Türkiye’nin “doğu”sunda yer alan bütün komşularıyla “sıfır sorun” siyaseti yürütüyor.

Bu politikanın Ermenistan, Irak ve Kuzey Irak, hatta Suriye’ye ilişkin bölümleri Batı’da kuşku uyandırmıyor; tersine, övgüyle karşılanıyor.

Cumhurbaşkanı Gül’ün geçen haftaki Sırbistan ziyaretinin de kuşku uyandıracak bir yanı yoktur. Bu ziyaret de, Batı açısından Balkanlar’daki tansiyonun biraz daha aşağı inmesine katkıda bulunan bir adım olarak görülecektir. Türkiye’nin Makedonya ve Bosna-Hersek ile var olan özel ilişkileri de bu ziyarette verilen mesajlara işbirliği önerilerine daha da önem kazandırıyor.

Geriye İsrail ve İran kalıyor.

***


Başbakan Erdoğan’ın yılbaşında Davos’taki “bir dakika” gösterisiyle “start” verilmiş gibi oldu, Türk-İsrail ilişkileri o günden bu yana inişe geçti. Türkiye’nin geleneksel siyaseti, İsrail ile düşmanı Araplar ve Acemler arasında çok ince bir çizgide durmak üzerine kuruludur. Bu geleneksel politika aslında iki tarafı da rahatlatmış, Ankara da o çizgiyi bozmamıştır.

Erdoğan’ın İsrail Devlet Başkanı’na “bir dakika” dediği andan itibaren ise, gerek o toplantıdaki gerek daha sonraki sözleri radikal İslamcı Hamas’a “prim” veren bir içeriktedir. Bu üslup, Hamas’tan hazzetmeyen Arap siyasilerin de dikkatinden kaçmış değildir. Görüntü, Erdoğan’ın Hamas’ın “meşruiyeti için çaba gösterdiği” şeklindedir.

***


Batı basını için Erdoğan’ın son İran gezisindeki sözleri de AKP hükümetinin “doğuya dönüş”ünün işaretleridir. Nükleer silah konusunda bugüne kadar ilk kez bir Türk yetkilisi, İran’ın “nükleer silaha sahip olma hakkını” teslim eder nitelikte konuşmuştur. Bu bakış, Türkiye’nin içinde bulunduğu NATO’nun “nükleer politikası”nın da dışına çıkıyor. Üstelik Türkiye’de ABD’ye ait nükleer başlıklı füzeler bulunuyor ve bunlar İsrail “tehdidi”ne karşı kullanmak üzere bekletilmiyor.

Tayyip Erdoğan’ın “delikanlı üslubu” belki iç politikada sahibine puan getirebilir, ama bugünkü dünyanın karmaşık ilişkilerinde “delikanlılık” geçer akçe olamaz, zaten olmadı da.

Erdoğan’ın ABD gezisi bütün bu açılardan önemlidir. Davetin sahibi ABD Başkanı Barack Obama’dır.

***


AKP’nin “sıfır sorun” politikasının kuşku yaratmasının nedenlerinden biri de son günlerin yoğun diplomatik trafiğinde Avrupa’nın hiç yer bulmaması ve AB reformlarındaki ataletin devam etmesidir.

Hem iç hem dış tepkilere rağmen şu anda “AKP Batı penceresini kapattı, Doğu penceresini ardına kadar açtı” demek için erken, ama eğer ortada bir kuşku varsa, ciddiye alınması gerekir. Bunun yollarından biri de Başbakan Erdoğan’ın dış politika meselelerine girerken üslubunu “parti kongresi” ayarından çıkarmasıdır.

DİĞER YENİ YAZILAR