Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün dün Kuzey Irak Kürtleri ve PKK ile ilgili söyledikleri, Ankara'nın Kuzey Irak politikasındaki büyük değişimin ilanıdır.
Kürt sorununun, adı konulmadan konuşulduğu dönemler dahil olmak üzere Ankara'nın resmi politikası, Kuzey Irak'ta Kürdistan'a yönelik oluşumların kaygı yarattığı ve bunlara karşı çıkılması gerektiği yönündeydi.
Bunun nedeni de çok açık: Kuzey Irak'ta bağımsız Kürt devleti kurulmasının arkasından, Türkiye'de Kürt kökenli vatandaşlarımızın yoğun olarak yaşadığı bölgeye ilişkin "talepler"in gündeme gelmesi mümkündür...
Bu hayali gören Kürt milliyetçileri, sınırın iki tarafında da vardır ve hep olacaktır. Bu hayal, özellikle Washington'daki bilgisayar ekranlarına da yansıyor.
* Irak'ın bütünlüğünün korunmasının ne kadar zor olduğu ortada. Eğer bir sözde merkezi yapı korunsa bile, özellikle Kuzey Irak'ta fiilen bağımsız bir Kürt devleti için önemli adımlar atıldı.
Bundan sonra tekrar Irak'ta güçlü bir merkezi yapının kurulamayacağı da, resmi ağızlardan çıkan bütün temennilere rağmen belli. Bunu bölgeyi tanıyan Amerikalar da açıkça söylemeye başladı.
Kuzey Irak'ta egemen bir Kürt devletinin kurulması ve Türkiye ile bu devlet arasında, önemli tarihsel ve tabii ki toplumsal köklere dayalı iyi ilişkiler kurulması tek yol olarak görünüyor.
Kuzey Irak, toplumsal örgütlenmesini geliştirmek için ihtiyacı olan her şeyi Türkiye'de buluyor ve bu durum daha da gelişecek.
* Kuzey Iraklı Kürt liderlerin Türkiye ile aralarını bozuk tutmalarının hiçbir mantıklı nedeni yoktur.
Üstelik Türkiye'de "Kürtlere özel baskı" yapıldığından söz etmek de mümkün değildir ve ülkemizde son yaşanan demokratik açılımları, Kürtlere sağlanan kültürel hakları inkâr etmekle de hiçbir yere varılamaz.
Kuzey Irak yöneticileri son günlerde attıkları adımlarla ortak hedef açısından iradelerinin ilk ışıklarını gösterdi.
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül dün şunları söyledi:
"Kuzey Irak'taki yöneticilerin sorumluluğu çok büyük. Türkiye ile işbirliği içinde olmaları kendi menfaatlerine. Türkiye Irak'a çok şey yapmıştır. Türkler, tarih boyunca hep birlikte olmuştur. Bu bölgenin ayrılmaz parçalarıyız. PKK, aramıza girmiş nifak tohumudur. Kuzey Irak'taki Kürt Liderler'in de bunu çok iyi bilmesi gerekir. Tarih boyunca ne zaman koruma ihtiyacı hissettilerse Türkiye korumuştur."
Dışişleri Bakanı'nın Kuzey Iraklı Kürt liderleri bu şekilde işbirliğine çağırması onların bölgelerindeki egemenliğini onaylamak anlamına geliyor.
Anlamsız karşı çıkışlarla kaybedilen zamanı iki taraf da çok daha sıkı bağların oluşmasını hızlandırarak telafi edebilir.

