Doğrusu bu değildi

Aslında magazin haberi değil, siyasi bir haberdi. 12 Eylül döneminde "travesti" olarak sahneye çıkması yasaklanan Bülent Ersoy, yirmi küsur yıl sonra o sırada bir "parti başkanı"nın olayı çözmek için kendisinden çok para istediğini iddia etti. Tabii herkes bu "parti başkanı"nı aramaya başladı

Haberin Devamı

Aslında magazin haberi değil, siyasi bir haberdi. 12 Eylül döneminde "travesti" olarak sahneye çıkması yasaklanan Bülent Ersoy, yirmi küsur yıl sonra o sırada bir "parti başkanı"nın olayı çözmek için kendisinden çok para istediğini iddia etti. Tabii herkes bu "parti başkanı"nı aramaya başladı.

Sonunda bütün araştırmalar bir kişiye yöneldi: CHP Genel Başkanı Deniz Baykal.

Eğer Bülent Ersoy'un söylediği doğruysa, Ersoy o sırada siyasi yasaklı olan ve avukatlık yapmakta olan Baykal'a gitmiş, Baykal da bu sorunu çözebileceğini söyleyip çok yüksek bir para istemiş.

Bu bir iddia. Yasal açıdan da suç sayılabilecek herhangi bir durum yok. Serbest avukatlık yapan bir kişi, önüne gelen davaya bakar ve özelliklerine göre bir ücret isteyebilir, olağandır ama söz konusu kişi sosyal demokrasinin liderliğine hazırlanan bir kişiyse durum değişir.

* Örneğin, avukat Baykal böyle bir yasaklamanın insan haklarına aykırı olduğuna kendisi de inanır ve söz konusu kişiyi böyle bir haksızlıktan kurtarmak için bir mücadele başlatabilirdi.

Ama anlaşıldığına göre Baykal olayı bir basit "adli vaka" olarak görmüş, müşterinin maddi durumunun ve ilerdeki kazanç umudunun da kendisine yüksek bir gelir imkânı sağlayacağını düşünmüştür.

Hedef olmalı ama...
Aslında olayın bütünü traji-komik. 12 Eylül paşalarının ahlâk anlayışı açısından da traji-komik, Bülent Ersoy'un Baykal'a başvurması ve olayın bunca yıl sonra açıklanması da traji-komik.

Bu olayın üzerine Baykal'a çeşitli eleştiriler yöneltilebilir: Muhafazakâr olanlar davayı kabul etmesine kızabilir, kimileri de çok para istemesine tepki gösterebilir. Ama sonuçta olayın kendisi Baykal'a "puan kazandıran" bir olay değil. Ve böyle durumlarda genel eğilim olumsuz nitelemeler üzerine kurulur.

Dolayısıyla da hem Baykal'a hem siyasete "yazık" olur. Baykal'ın böyle bir olay nedeniyle "hedef tahtası" olması doğru değildir.

* Doğrusu, Baykal'ın kendisine sosyal demokrat diyen, Atatürk'ün ve İnönü'nün CHP'sinin genel başkanı olarak yaptığı yanlışlar nedeniyle "hedef" olmasıdır.

* Sosyal demokrasinin temel ilkelerini ayaklar altına alan politikalar uyguladığı için hedef olmasıdır.

* Baykal, Genel Başkan olarak kalabilmek uğruna CHP gibi bir partiyi küçülttüğü için siyaseten yargılanmalıdır.

* Demokrasiyi savunmadığı için siyaseten mahkûm olmalıdır.

Bülent Ersoy'dan çok para istediği için değil.

DİĞER YENİ YAZILAR