Doğru muhatap

Haberin Devamı

Kürt meselesi “kürt meselesi” sözcükleriyle konuşulmaya başladığından bu yana “muhatap kim olacak” sorusu ortada.

Kimilerinin bu soruya cevabı “ne muhatabı, devlet ne gerekiyorsa karar verir yapar” oldu.

“Kimseyi muhatap kabul etmeyiz” tavrının sonuçta PKK’yı ve Abdullah Öcalan’ı kendiliğinden “muhatap” konumuna sokacağı uyarıları da muhatap kabul etmeyenler tarafından dikkate alınmadı.

Cumhurbaşkanı Gül’ün katkısıyla gelinen iyimser ortamı da kullanamayan AKP hükümetinin ataleti sayesinde Abdullah Öcalan “muhatap” olarak ortaya çıktı.

DTP de dün yayınladığı bildiride Kürt sorunun çözümü için Öcalan’ın açıklayacağı “yol haritası”nın önemli katkı sağlayacağını söyledi.

Bu durum hükümetin, özellikle de Başbakan Erdoğan’ın beceriksizliğinin ve DTP’yi “itme” siyasetinin doğal bir sonucudur.

DTP, kim ne derse desin, nasıl tanımlarsa tanımlasın, Türkiye’nin Kürt kökenli vatandaşlarının kendilerini temsil etme yetkisini verdikleri bir siyasi partidir. Bu parti, yapısıyla, niteliğiyle, oy verenleriyle hem yasal hem de manevi olarak geçerli bir “muhatap”tır.

***


Türkiye’de bir “kürt sorunu” olduğunu, bu sorunun çözümü yolunda sağlanacak gelişmelerin terörü de sona erdireceğini, tümüyle yok etmese bile kitle temelini büyük ölçüde zayıflatacağını artık herkes kabul ediyor. Bir zamanlar “ne mozaiği ulan” diyenler bile artık Kürt meselesine demokratik çözüm bulunması gereğinden söz ediyor. Türk halkı ve Türk halkının bir parçası olan Kürt kökenli Türk vatandaşları “artık çözüm bulunsun, silahlar sussun” diyor. Son yapılan bir araştırmada “gerekirse af çıkartılsın” diyenlerinin oranının yüzde 20 olması Türk halkının iradesinin yönünü ve ağırlığını açık olarak gösteriyor.

Ancak siyasiler bu iradenin gereğini yapmamışlardır. AKP hükümeti ve Erdoğan bu meseleyi birbirinin tersi adımlarla, son derece tutarsız ve geleceği öngöremeyen politikalarla ele almaya devam ederken, sorunu en klasik devletçi açıdan gören CHP’nin demokratik çözüme oldukça geç yaklaşmasının sonucu da ortadadır.

***


AKP ile CHP ve çeşitli kurumlar DTP’yi iterken, devre dışı tutmaya uğraşırken, bunun Öcalan’a ve PKK’ya yarayacağını görmediler. Abdullah Öcalan bu imkânı kullandı, o da DTP’yi itti ve kendi “çözüm planı” ile ortaya çıkmaya hazırlanıyor.

Eğer hükümet Öcalan’ı “muhatap” konumuna getirmek istemiyorsa hızla hareket ederek, zaten belli olan demokratik adımları hemen atmak zorundadır. Öcalan’ın planının ancak bu durumda bir anlamı kalmayacaktır.

Hükümet partisi ve CHP’nin bugüne kadar yaptıkları yanlışların Öcalan’a ve PKK’ya yaradığını anlatmaya çalışanların ne kadar haklı olduklarını son durum gösterdi. AKP ve CHP’nin bundan sonra aynı yanlışlarda ısrar etmesi sadece Öcalan’ın “tek muhtemel muhatap” konumunu güçlendirir. Bunun anlamı da çözümün ve silahların susmasının yine ertelenmesidir, çünkü Öcalan’ı muhatap kabul etmek bugünkü koşullarda kimsenin harcı değildir.

DTP siyasal olarak da; manevi olarak da, yasal olarak da “muhatap” olma ve Kürt kökenli vatandaşları temsil ederken bütün Türk halkını çıkarını düşünme görevini üstlenmelidir.

DİĞER YENİ YAZILAR