İnsan, bilim bu kadar gelişmiş olmasına rağmen, doğa olaylarının kendisi için felâkete dönüşmesine engel olamıyor.
Son felâket, insanın doğa karşısında hâlâ çaresiz kalabildiğini gösterdi.
Güneydoğu Asya'daki felâketi duyan her Türk'ün aklına ilk gelen cümle de belli: "Ya böyle güçlü bir deprem bizde olsaydı!"
Herkes bu sorunun cevabını aynı iç ürpermesiyle veriyor olmalı. Çünkü biliyoruz ki, bundan çok daha küçük depremlerde ve her defasında, çok fazla can ve mal kaybı veriyoruz.
* Güneydoğu Asya felâketi, kendi aymazlıklarımızı kendi vahim yanlışlarımızı, insan canının ülkemizde ne kadar ucuz olduğunu bize bir kez daha hatırlattı.
İnsan doğaya tam olarak egemen olamadı ama doğanın getireceği felâketlerden kendisini korumayı büyük ölçüde öğrendi.
Bunun yollarını öğrendikçe, bilgi dağarcığı zenginleştikçe de korkular azaldı. Korkular azalınca öğrenme çabası, iradesi çoğaldı.
Bilgi korkuyu uzaklaştırdı, uzaklaştırmaya devam ediyor.
Ama yine dönüp kendimize, kendi toprağımıza, kendi insanlarımızın yaşadıklarına baktığımız, bunları hatırladığımız zaman içimizin burkulmaması mümkün değil.
Marmara depremlerinde yaşadıklarımızı hatırladığımız zaman, o günlerde bu ülkede yaşayan insanlardan sorumlu olan zevatın durumunu da hatırlıyoruz.
Ve tabii ki İstanbul depremi tartışmalarını hatırlıyoruz. Unutamıyoruz. Çünkü hiç kimse böyle bir deprem olasılığına karşı bütün önlemlerin alındığına inanamıyor.
* İnsanlar hâlâ depremin en fazla etkileyeceği bilinen bölgelerde, derme çatma binalarda oturuyor ve bu duruma "ekonomik" gerekçeler üretiliyor.
* İnsanlar hâlâ, küçük çıkarlar uğruna kendilerinin ve yakınlarının hayatlarının tehlike altında olmasına aldırmıyor.
Elimizi tahtaya vuralım!
Güneydoğu Asya'dakine benzer bir felâketin Marmara kıyılarını ve İstanbul'u vurduğunu düşünmek kâbusların en büyüğü olarak yerli yerinde duruyor.
İstanbul ve Marmara bu kâbusla yaşamaya devam ediyor, ama kimse önlemlerin tam olarak alınıp alınmadığı konusunu fazla kurcalamıyor. Çünkü adımız gibi biliyoruz ki, alınabilecek önlemlerin birçoğu hâlâ alınmış değil. Kurcalarsak korkularımız daha da artacak.
Bu durumda tek önlem kalıyor. Elimizi tahtaya vurmak ve Güneydoğu Asya'da canını kaybeden insanlar için üzülmek. Ve tahtaya bir daha vurmak.
Doğa ve insan
İnsan, bilim bu kadar gelişmiş olmasına rağmen, doğa olaylarının kendisi için felâkete dönüşmesine engel olamıyor
Haberin Devamı

