Haberin Devamı
Deniz Baykal 17 yıl önce CHP Genel Başkanı olduğundan beri, bu partiden “kimler geldi kimler geçti” ama hiçbirisi kalıcı olmadı. Hatta Baykal’ın en yakınında bulunanlar, en önemli siyasi olaylardaki en yakın “silah arkadaşı” bile kalıcı olmadı.
Baykal aynı kişileri uzun süre görmekten pek hoşlanmıyor, “çevre”yi değiştirmekten de çekinmiyor. Baykal’ın yanında uzun süre dayanabilen iki ismi hatırlıyoruz, o kadar.
Bir de “dize gelenler” var. “Dize gelmek” düşman bellediğin kişinin önünde diz çökmek, “büyüksün baba” demek anlamına geliyor.
Geçenlerde iki kişi Baykal’ın önünde dize geldi.
Biri SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın, diğeri partisiz sosyal demokrat Ercan Karakaş.
CHP Karayalçın’ı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday gösterecek. Karakaş’ın da İstanbul’un önemli ilçelerinden birinde aday olacağı söyleniyor.
SHP, ne olursa olsun Karayalçın’ın partisi oldu, onun ilişkileriyle var oldu. Zaman zaman görülen siyasi çıkışlarında yine hep Karayalçın imzası vardı. Karayalçın’ın Baykal’ın yanına geçmesiyle birlikte kesin olan şu ki SHP de diğer küçük sol partilerden biri olarak kalacak ve giderek adı unutulacak.
Ercan Karakaş da her zaman düzgün bir sosyal demokrat siyasetçi olmuş, sosyal demokrasinin Batı standartlarına ulaşması için çalışmıştır. Karayalçın ve Karakaş’ın arka arkaya CHP’ye katılmasında ikisinin de soyadlarının “kara” ile başlamasının bir etkisi yoktur. Ama anlaşılan, ikisi de ahir ömürlerinde CHP dışında bir sosyal demokrat parti göremeyeceklerine inanmışlardır.
İkisi de 60’lı yaşlarındadır, ikisi de aktif politika yapmak istemektedir, ikisi de CHP varken yeni bir sosyal demokrat partinin CHP’nin yerini almasının güçlüğünü yaşayarak öğrenmişlerdir.
Eğer bu yerel seçim dolayısıyla tekrar siyasette aktif olamazlarsa tamamen emekliliklerinin geleceğini görmüş olmalılar ki, ikisi de sosyal demokrasinin önünü tıkamakla suçladıkları Baykal’ın önünde dize geldi.
Bunu daha çok “insani” bir mesele olarak görebiliriz. Ama bir yanıyla “insani” olan bu meselenin bir diğer yanı daha var. Eğer ikisi de seçimi kazanamazsa yine Baykal kazanmış olacak ve çıkıp “Bana partiyi bütün sosyal demokrat çevrelere aç dediniz açtım, gördünüz ne oldu” diyecektir.
Baykal’lar kaybetmez, kaybetseler bile hep kazanırlar.

