Diyarbakır sonrası

Haberin Devamı

Erdoğan’ın Diyarbakır’da yaptığı konuşmada, dört yıl öncesine dönüş izlenimi veren unsurlar çoğunluktaydı. “Sorunları biliyoruz, geçmişin acılarını biliyoruz” vurgusu kuşkusuz bölgede olumlu karşılanmıştır.

Yerel seçimde AKP’nin Diyarbakır konusunda özel bir iddiası vardır. Şehrin yönetiminin DTP’den alınması, bu partinin “temsil” niteliğini tartışmalı hale getirecektir.

DTP de kuşkusuz bu durumun farkındadır.

Bölgede barışa yönelik her adım, ancak Ankara’nın siyasi iradesiyle mümkündür. Bugüne kadar çeşitli iktidarlar bu iradeyi gösterir gibi yapmış, ama hiçbiri arkasını getirmemiştir. AKP’nin bugüne kadarki icraatları da diğerlerinden farklı olmamıştır.

Başbakan, dört yıl önce “Kürt sorunu”nu açıkça telaffuz etmiş, ama sonra rüzgâr başka yönden esmeye başlamış ve Erdoğan da klasik muhafazakâr bir üsluba dönmüştür.

***


Erdoğan’ın bir önceki Diyarbakır gezisinde, şehre zorlukla girişinin yarattığı tepkiyi aşmış oluşu da önemlidir. O gezide yaptığı kısa konuşmadaki öfkeli tonun yerini “anlayışlı” denebilecek bir üslubun almış olması da her açıdan olumludur.

Ancak soru, bu değişikliğin nedeninin sadece yerel seçim olup olmadığıdır. Erdoğan’ın bu tür olayları politik tavrın dışında “kişisel” bir sorun gibi algılama alışkanlığı biliniyor. Belki de ilk kez bu kadar kısa bir sürede Erdoğan bu “kişisel olarak alma” sorununu aşmış gibi görünüyor. Ama yine de bunun nedenin sadece yerel seçim ve Diyarbakır iddiası olduğunu düşünenler olacaktır.

Bu kuşkuyu haklı kılan nedenler de vardır.

En temel neden de Kürt meselesi dahil olmak üzere AKP’nin “demokratikleşme”yi içine sindirmemiş olduğunun belirtileridir.

Demokratikleşme konusunda Avrupa Birliği reformlarının hayati önemde olduğunu herkes biliyor, buna rağmen AKP hükümetinin duraksamaları ciddi bir “bilinç” eksikliğini gösteriyor.

***


Güneydoğu’da belli bir etkinliği olan hemen tüm sivil toplum örgütlerinin temsilcileri de Avrupa Birliği konusunu temel endeks olarak görmekte ve göstermektedir.

Erdoğan Diyarbakır’ı DTP’nin elinden alamazsa ve son konuşmasındaki üslubu unutur, tekrar gerilimi körükleyen politikalara dönerse demokrasi dersinden sınıfta kalır. Eğer Diyarbakır AKP’ye geçer de seçimden sonra “işimiz bitti” tavrı takınılırsa yine sınıfta kalır.

DİĞER YENİ YAZILAR