Erdoğan bugün Diyarbakır’da olacak. AKP’nin bu seçimde Diyarbakır’da “aşırı” iddialı olduğu uzun zamandır söyleniyor.
Bir siyasi partinin her türlü seçime iddialı olarak girmesi doğaldır. AKP de bu hakkını kullanacaktır.
Ancak Diyarbakır’ın “özelliği” belli.
Tayyip Erdoğan birkaç yıl önce Kürt sorununun demokratik çözümü yolunda çaba göstereceğine ilişkin vaatlerde bulunmuş, kamuoyundan da önemli destek görmüştü.
Zaman geçti, başka bazı konularda olduğu gibi, Erdoğan bu konunun da “ağırlığı”nı hissedince en basit deyimiyle “yan çizmeye” başladı.
“Şahin” olmanın kendi tabanında ve çevrede daha çok puan sağladığı kanaati Erdoğan’ı Meclis’e girmiş ve grup kurmuş DTP’ye karşı olumsuz tavır almaya yöneltti.
Bu sürede TRT’nin Kürtçe yayın yapan bir kanal açması bütün sorunların çözümü gibi sunularak basit bir siyasi taktik güdüldü.
TRT 6, “kürt yok, kart kurt var”dan “Kürtçe diye bir dil var”a gelen bir sürecin sembolü olarak görülmelidir. Ama bir başına TRT 6’yla bu ülkenin Kürt kökenli vatandaşlarının duygularını anlamanın ve beklentilerini karşılamanın mümkün olamayacağı da ortadadır.
Başbakan’ın bugünkü Diyarbakır gezisinde, DTP eğer bir önceki gezide olduğu gibi “şehre sokmama” tavrı alır, böylece gerilimi tırmandırmada Erdoğan’la yarışa girerse onun istediğini yapmış olur.
Bölge halkı yorgundur, son 25 yılın acılarıyla, güçlükleriyle iyice beli bükülmüştür. Bu yorgun insanları tekrar büyük gerilimler içine çekmek önce onların tepkisine yol açar.
DTP bugünkü yasalara göre, “legal” politika yapan bir parti olarak kökleşme konusunda sıkıntı yaşıyor. DTP’nin bu sıkıntıları aşmasına yardımcı olmak da asıl sorunun demokratik çözümüne katkıda bulunmakla eş anlamlıdır.
Erdoğan’ın son dönemdeki tutumu ise tam tersine, DTP’yi “itmek” şeklinde. Gerçekten silahların susmasını, çocukların ellerinden taşları bırakmasını isteyenlerin yapması gereken, DTP’yi itmek değil, demokratik sistemle bağlarını güçlendirmesi için “çekmek”tir.
Erdoğan, bugün Diyarbakır’da herhangi bir gerilim yaşanmadan seçim konuşmasını yapmalı, bölge halkının en çok merak ettiği konudaki “demokratik çözüm” konusundaki tavrını açıklamalıdır. Bu konuda Erdoğan’ı eksik ya da yanlış bulanlar gider oylarını tekrar DTP’ye verirler.
Sevigen’in istifası
Hatırlatalım, “etik”in tam kelime anlamı “ahlak”tır. Kimseye “ahlaksız” dememek için, yanlış anlama olmaması için “etik” kelimesi daha yaygın olarak kullanılıyor. “Etik”in azı çoğu da olmaz.
Sevigen’in “etik” olmayan bir iş yaptığı kanıtlanmış, Baykal da onu korumayı başaramamıştır.
Gelişmiş demokrasilerdeki “etik” anlayışı, böyle bir faaliyette bulunan kişinin tümüyle siyaset sahnesinden çekilmesini gerektirir. Sevigen, daha önce benzer durumda kalan AKP’liler gibi sadece partideki görevinden istifa etti. Eğer “siyasi etik”in tamamını istiyorsak, böyle durumlarda diğer siyasilerin yanlış yapmış olanları tümüyle siyasetin dışına itmelerini beklemek zorundayız.

