Dışardan bakınca

Haberin Devamı

Gül’ün Cumhurbaşkanı olması dolayısıyla Türkiye Batı medyasında iki gün boyunca haberlerin ön sıralarında yer aldı. Büyük gazetelerde Türkiye’nin geleceğine ilişkin yorumlar yayınlanmaya devam ediyor.

Bu yorumların bazıları ilginç tahlillerden yola çıkarken birçoğu da son derece yüzeysel bilgiler ve kalıplarla Türkiye’yi “çözmeye” çalışıyor.

Ancak tümüne baktığımızda, Batı’daki bize ilişkin soruların kolay kolay cevap bulamadığını söyleyebiliriz.

Batı kamuoyunun bir kesimi için Avrupa Birliği’ne tam üye adayı olan bir ülkenin başında siyasi İslam kökenli bir parti ve siyasetçilerin bulunması, üstelik bunların AB üyeliği için çaba göstermesi kolay anlaşılır bir durum değil. Aslında bunu açıklamak, hele Türkiye gibi eşi benzeri bulunmaz bir ülkedeki kavramların farklılığını anlatmak da kolay değil zaten.

Yine de Batı medyası son seçimler dolayısıyla bazı soruları açık açık soruyor ve cevaplarını görmeye çalışıyor.

Bunların içinde en kısa vadeli olanı, sivil iktidar ile askerin ilişkilerinin nasıl gelişeceğidir. Ankara’da son yaşanan küçük olaylar da aslında bu sorunun tam cevabını vermiyor, yani sorunun ucu hâlâ açık...

***

Türkiye’de demokrasinin ne ölçüde kurumlaştığı ya da kurumlaşma yolunda olup olmadığı sorusuyla birlikte ortaya iki konu geliyor. Bunların birincisi ve en önemlisi Kürt sorunudur. Bu konuda AKP hükümetinin aldığı farklı tavırlar ya da kararsızlıkları dikkati çekiyor. Aynı çerçevedeki ikinci soru siyasi cinayetler ve çeteler sorununun halledilip halledilmeyeceğidir. Batı medyasında yer alan yorumlarda AKP hükümetinin bu konudaki samimiyetine inanç ağır basıyor.

Bütün bu soruların arkasından Batı, bizde de hâlâ sorulmaya devam eden soruyu tekrar tekrar soruyor: AKP’nin Türkiye’yi doğuya çekme ya da yarı-İslamcı bir ülke haline getirme gibi bir planı var mı, yok mu...

Batı medyası genel bir iyimserlik içinde olsa da bu soru sürekli olarak gidip gelmeye devam ediyor ve edecek...

***

Batı medyasındaki Türkiye yayınlarına bakıldığı zaman AKP’nin, Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan’ın sadece Türkiye’yi değil Batı’yı da bazı meselelerde ikna etmek gibi bir sorumluluğu olduğunu söyleyebiliriz.

Siyasi İslam konusunda aşırı duyarlı olan Batı kamuoylarını ikna etmek Türk halkının en kuşkulu kesimlerini ikna etmekten daha zor olacak gibi görünüyor.

DİĞER YENİ YAZILAR