Dış ve iç geziler

Bir okurumuz soruyu şöyle sormuş: "Başbakan'ın bu kadar çok dış ve iç geziye çıkmasının nedeni yeni uçağı mıdır? Eğer birisi uçak için israf derse herhalde gezi ve kilometre rakamlarıyla aslında daha ucuza geldiğini ispatlayacak."

Haberin Devamı

Bir okurumuz soruyu şöyle sormuş: "Başbakan'ın bu kadar çok dış ve iç geziye çıkmasının nedeni yeni uçağı mıdır? Eğer birisi uçak için israf derse herhalde gezi ve kilometre rakamlarıyla aslında daha ucuza geldiğini ispatlayacak."

Bir başka okur da Başbakan'ın depremlere ilgisine dikkat çekiyor:

"Uzakdoğu'da deprem oldu Tayyip Erdoğan gitti, yerinde inceleme yaptı. Pakistan'da deprem oldu, yine yerinde inceleme yaptı. Toplanan yardımları da bizzat kendisi götürüyor. Nedenini merak ediyorum."

Bu iki okurun hatırlatmasıyla şunu da eklemek mümkün: Başbakan, bir dış gezide olmadığı zaman hemen her gün ülke içinde bir yere gidiyor, bir açılışa katılıyor, bu açılışta konuşma yapıyor. Ayrıca gezide bulunan gazetecilerin sorularına ayaküstü cevap vermeyi de eksik etmiyor.

Bu da sonuçta her gün ülkenin bütün televizyon kanallarında Başbakan'ın bir konuşmasının, bütün gazetelerde bir fotoğraf ve bir haberinin yer alması anlamına geliyor.

Egemen Bağış'tan bir fıkra
Bu kadar çok gezi, toplantı, açılış, tören, konuşma olduğunda da önce "dosya okumaya" zaman kalmaz. Sadece "çevre"nin ve "danışmanlar"ın ya da yanına ulaşabilmişlerin anlattıklarıyla yetinmenin ne kadar sağlıklı olacağı da her zaman tartışmalıdır.

Bu konuyla tam ilgisi yok, ama siyasilerin genel ruh halini anlatan bir fıkrayı dün Başbakan'ın dış politika danışmanı İstanbul Milletvekili Egemen Bağış'tan dinledim. Fıkra şöyle:

Dünyada savaşlar dinmek bilmiyor, insanlar birbirlerine kötülük yapıp duruyor diye Tanrı çok kızmış. Dünyayı sil baştan kurmaya karar vermiş. İnsanları da önceden uyarmak istemiş. Bush, Putin ve Chirac'a ertesi gün "kıyamet" olacağını bildirmiş.

Bush hemen basın toplantısı düzenlemiş ve şöyle demiş: "Amerikalılar size bir iyi bir kötü haberim var. İyi haber, Tanrı varmış. Kötü haber, yarın kıyamet kopacak."

Putin, çevresini toplamış: "Size iki kötü haberim var. Birincisi Tanrı varmış. İkincisi yarın kıyamet kopacak."

Chirac da hemen kameraların karşısına geçmiş:

"Fransızlar, size iki iyi haberim var. Tanrı var ve Fransızca konuşuyor, yani Fransız kültürünü benimsemiş. İkinci iyi haber de dünyanın en önemli üç kişisinden biri olarak beni görüyor!"

Siyasilerin yaşadıkları "ego şişmesinin" sınırı yok...

DİĞER YENİ YAZILAR