“Dış mihraklar” döndü

Haberin Devamı

Unutuldu sanmıştık. Artık hayatımızdan çıktı sanmıştık. Artık hiç kimsenin, bir devlet büyüğünün söylediklerinden farklı bir düşünce söylemesin diye “Dış mihrakların oyununa gelirsin” sözüyle korkutulmayacağını sanıyorduk.

Türkiye’yi yönetenler, yıllar ve yıllar boyu, herhangi bir meseleye teşhis koyamadıkları, bir çözüm üretemedikleri, başkasının üretmesini de istemedikleri zaman hemen “dış mihraklar” silahını ortaya çıkarttılar.

Kimdir bu “dış mihraklar?” Türkiye’nin ne gibi bir kötülüğünü istiyorlar? sorusuna karşılık olarak da hemen “bölmek istiyorlar” cevabı veriliyordu bütün o yıllar boyunca. Adamlar birleşiyor, aralarındaki sınırları kaldırıyor, bizi niye bölmek istesinler diye soranlar da “dış mihraklar” ın oyununa gelmiş oluyordu.


***


Soğuk Savaş kalıntısı korkuları pekiştiren “dış mihraklar” lafı meğerse yok olmamış; orada, Ankara’nın bir köşesinde saklanıyor, kullanıma hazır bekliyormuş...

Şimdi bu “dış mihraklar” şunu yapıyor:

Türkiye dış politikada acayip başarılar gösterip, büyük bir bölge, hatta dünya gücü olduğu için, bunu çekemiyor, yine bazı oyunlara girişiyor. Bu oyunlardan biri de terörün tırmandırılması...

Çeşitli şekillerde, farklı cümlelerle bunlar anlatılıp duruyor.


***


Terörün tırmanacağının bütün işaretleri aylardır ayan beyan ortadaydı.

Hükümet demokratik açılımı yönetemedi; yönetme iradesine sahip olmadığını da her fırsatta beyan etmekle kalmadı, yanına çeşitli akla mantığa sığmayan icraatlar ekleyerek terörün yollarını açtı.

Bunun adı “başarısızlık” tır.

Bunu “dış mihraklar” a bağlamak da başarısızlığını ilan etmektir.


***


Kurulduğu ve daha ilk eylemlerine başladığı yıllardan itibaren PKK’nın içinde “pek fazla el olduğu” çoktandır bir sır değil.

Ama bu örgütün “kökü” de içeride, “ana kaynakları” da içeride; dolayısıyla meselenin çözümü de içeride.

Onca acı deneyimden sonra tam bunu anlamaya başlamıştık ki, “açılım” ı yüzüne gözüne bulaştıranlar yine “dış mihraklar” edebiyatının arkasına saklanmaya girişti.

“Dış mihraklar” lafı aslında ülkeyi idare edenlerin çaresiz kaldıklarının en açık ifadesinden başka bir şey değildir.

Neymiş bu “dış mihraklar”, anlı şanlı Ankara’ya, astığı astık kestiği kestik Ankaralılara rağmen çeyrek yüzyıldır ülkemizi kana buluyorlar!

Yanmışız da haberimiz yok.

DİĞER YENİ YAZILAR