Direnç mi var uyum mu sağlandı?

Haberin Devamı

Bir tarafta TRT Şeş var, Kürtçenin okullarda ders olması var, her türlü Kürtçe yayın var. Milletvekillerinin tutukevinden çıkması için uğraşan yetkililer var.

Diğer tarafta da Kürtçe tabela yüzünden başı derde giren belediyeciler var, konser bileti sattı diye içeri atılan çocuk var, masum bir pankarttan örgüt cezası yemek var, basılmamış kitaptan içeri girmek var; var oğlu var...

Bir yanda demokratik-sivil anayasa iradesinin tekrarı var, diğer yanda basın özgürlüğü maddesinin en ağır kısıtlama maddesi hâline getirilmesi var.

Bu “var”ların her birinin yanına daha onlarca “var” eklenir, liste büyüdükçe büyür. Ve bu büyük listenin ucunda AKP’ye ve doğrudan Erdoğan’a yönelen kritik soru ortaya çıkar:

“Var”ların olumlu tarafına rağmen bunların karşısına bir o kadar da eskiden kalma zihniyetin “var”larının dikilmesi sizin iradeniz dâhilinde midir, yoksa on yıllık iktidarınıza rağmen devletin ve yargının direnci mi söz konusudur?

***


AKP sözcülerinin kimilerinin “devletçi” üsluba alışmaya başlaması, İçişleri Bakanı’nın dilinde zirveye vuran “emniyetçi bürokrat” üslup, AKP’nin bir yanının müesses nizama uyum sağlaması olarak görülebilir.

AKP kendini muhafazakâr ve demokrat olarak nitelemeye devam ediyor. Muhafazakâr sıfatı da bu toprakta “Türk-Sünni-devletçi” özellikleriyle vücut buluyor.

Bu uyum dalgası yükselirken, Başbakan’ın kürtaj, sezaryen, çok büyük cami, gençlerin birası gibi insanların hayatlarına “ahlaki-dini” nizam verme çabalarına yoğunlaşmasını “demokrat” tarafın tıkanması olarak görmek de meşru bir tepki olmuştur.

***


Muhafazakâr damarın geleneksel ruh hâli olan, siviliyle askeriyle müesses nizam adına iktidar kullanan herkesin “her eleştiri yıpratma amaçlıdır, her farklı görüş dış güçlerin oyununu oynamaktır” anlayışı da neredeyse her gün bir köşeden saçılıyorsa, “ruhsal uyum”dan kuşkulanmamak mümkün değildir.

“Devlet” olduğuna inanan, devlet rolünü üstlenmeye giderek daha fazla teşne olan bir AKP, gelmiş geçmiş bütün muhafazakâr merkez sağ partilerden biri olur. Devlet partileri de adı üstünde, halka değil devlete dayanan partilerdir.

AKP, devletin hem askeri hem sivil taraflarının direnciyle mücadele ettikçe aldığı halk desteği büyüdü. Bu dirençle mücadeleye devam eder, “demokrat” yanıyla halkın önünde durursa farkını koruyabilir. Devlet partilerini Türk halkı kolay teşhis eder ve sevmez.

DİĞER YENİ YAZILAR