Diplomasi mi çırpınma mı?

Haberin Devamı

İsrail’in Gazze saldırısı devam ediyor, yaşanan acılar dünyayı üzüyor. Buna karşı ne yapmak gerekiyor?

Amaç önce akan kanın durmasıdır. Kanın durması, bir yanda İsrail şahinleri diğer yanda Hamas olduğu sürece de son derece güçtür.

Saldırı başladığı andan itibaren Başbakan Erdoğan, bir yandan duygulu konuşmalar yapmaya devam ediyor, diğer yandan da bir “mekik diplomasisi” yürütmeye çalışıyor.

Dünkü Bakanlar Kurulu toplantısı sırasında bile ne kadar “önemli” konuşmalar yaptığı anında kamuoyunun bilgisine sunuldu.

Ama “sunum” da bir eksik vardı, kamuoyu onu da bilmek hakkına sahipti: Bu önemli isimleri Başbakan mı arıyor, yoksa dünyanın önemli isimleri Başbakan’ı arayıp “ne yapacağız” diye akıl soruyor, “sen şu işi hallediver” mi diyor?

Herhalde benzeri telefon konuşmaları, ülkelerin başbakanları, cumhurbaşkanları ve bakanları arasında son birkaç günde yüzlerce kere yapılmıştır. Ama bunu açıklayanı, “bizimki çok önemli konuşmalar yapıyor” havası vereni duymadık.

***


Başbakan ateşkes için “kendini hırpalıyor” görüntüsü vermeye devam ederken bu faaliyetlerin şu andaki durumu düzeltmeye katkı sağladığını gösteren bir işaret de görülmüyor.

Erdoğan’ın çabalarının etkili olmasının önünde bizzat kendisi, kendi konuşmaları bir engel olarak duruyor.

Tabii ki, Çek Cumhuriyeti’nin yaptığı inanılmaz açıklamayı yapması beklenmez, ama kullandığı dil, sürekli olarak “Hamas’ı koruyor, korumak istiyor mu” sorusunun sorulmasına yol açacaktır.

Herhangi bir sorunda “arabulucu” olabilmek için her iki tarafa da eşit mesafede durma görüntüsünün verilmesi şarttır. Bu birkaç gün içinde Hamas ile de bir temas yapıldığı açıklanmış, ancak olayın diğer tarafı olan İsrail ile Ankara Büyükelçiliği ötesinde bir ilişki kurulmamıştır. Bu görüntü, “arabulucu adayı” görüntüsü değildir.

***


İsrail saldırısını hiçbir vicdanın kabul etmesi mümkün değildir, ama öte yandan da İran dışında Hamas’ı korumak isteyen yok.

Uluslararası ilişkiler uzmanları, Erdoğan’ın girişimleri konusunda oldukça kibar bir dille “tabii iki uzun vadede faydası olur” gibi ifadeler kullanıyorlar. Bunun ne anlama geldiğini söylemeye gerek yok.

Diplomasi ve siyaset başka, “çırpınma” durumu başkadır. Bu görüntü ile iç kamuoyunda belli bir etki yaratmak amaçlanıyorsa belki belli bir fayda sağlanabilir. Ama uluslararası planda “oyuncu” olabilmek için çok daha başka ustalıklar gerekiyor.

DİĞER YENİ YAZILAR