İnsanların en temel haklarından biri, birbirleriyle özgür iletişim kurabilmeleridir. Devletin görevi de bu hakkın kullanımına güvence sağlamak, bu hakkı herkesin kullanabilmesinin tedbirlerini almaktır.
Bizim devletimizin gücünü elinde tutanların ise alışkanlığı, bütün vatandaşlarına potansiyel suçlu muamelesi yapmaktır. Gizli dinleme rezaletini durdurmaya kimsenin niyetli olmaması da, bu ilkel alışkanlığın sağcısı solcusu olmadığını gösteriyor.
En az 70 bin Türk vatandaşının gizli dinleme kurbanı olduğundan söz ediliyor. Bazı bilgilere göre de, devletin farklı birimleri kendilerine göre dinleme yaptıkları için gerçek sayı bilinmiyor.
Gizlice dinlenmiş 13 bin kişinin herhangi bir suçla ilişkisinin belirlenmemesi üzerine kayıtlarının imha edildiği öğrenildi. Bu 13 bin kişinin herbiri dinlemeyi yapan devlet kurumunu yargı önüne çıkarma hakkına sahiptir, ama tabii ki bu kanıtını elde etmek için yine aynı kurumun yapılanı doğrulaması gerekir. Bu durumda haksızlığa uğradığı kesin olanların bile haklarını savunma, hesap sorma hakkı yoktur!
Bütün gizli dinlemeler yargıç kararıyla yapılıyorsa, bu kararları bol keseden veren yargıçlar da hukuk anlayışlarını gözden geçirmelidir.
Gizli dinleme ya da “ortam” dinlemesi yapılabilmesi için bizim yasalarımıza göre de, buna izin verecek olan yargıcın, çok güçlü “suç ihtimali” kanıtları gösterilerek, dinleme sayesinde suçun önlenebileceğine ikna edilmesi gerekir.
On binlerce kişinin “suç işleme ihtimali” bulunuyorsa, toplumumuz vahim bir çöküntü yaşıyor demektir. Bu kadar çok potansiyel suçlunun bulunduğu bir toplumun geleceğinin aydınlık olmasına imkân yoktur.
Gizli dinlemenin toplumun geniş kesimlerinde, hatta önemli kamu görevlerinde bulunanlarda yarattığı tedirginliğin giderek arttığı da belli. En üst yargı görevinde olanlar bile dinlendiklerinden kuşkulanıyorsa, savunmasız vatandaşın vay haline!
Gizli dinlemelerde elde edilen bilgilerin kullanılma şekli, dinleme imkânına sahip farklı kurum ya da çevrelerin, bu kayıtlardan aralarındaki savaşta silah olarak yararlandıklarını da gösteriyor.
Bazı internet siteleri üzerinden yürütülen bu savaşın herhangi bir medeni toplumda görülmesi mümkün değildir. Bazı Batı ülkelerinde, çok daha azı için üst düzey kamu görevlileri yargılanmış ve mahkûm olmuştur.
Devletin her şeyi izleyen, vatandaşlarının özel hayatlarının gizliliğini tanımayan “büyük ağabey” olması sadece çok geri bir uygarlık düzeyinde kalındığını gösterir.
Siyasi partilerin hiçbiri bu gizli dinleme rezaletinin üzerine gitmiyor, vatandaşların haklarını koruma girişiminde bulunmuyor. Bu ilgisizlik, durumu daha da ciddi hale getiriyor.
Neden davranmıyorlar sorusunun cevabı bellidir, onlar da bir gün iktidar olduklarında bu imkânları ellerine geçirecek ve bu kez diğerlerini dinleyeceklerdir.

