Yimpaş olayı tipik bir din sömürüsü, dinin ticarete alet edilmesi olayıdır. Yurt dışında çalışan vatandaşlardan “İslami” usullere göre çalıştırılmak üzere paralar toplanmakta, sonra paralar buharlaşmaktadır.
Bu paraların izleri sürüldüğü zaman da siyasal İslam çerçevesinde siyaset yapan bazı isimler ortaya çıkıyor.
Başbakan Erdoğan bu ilişkinin kurulmasına çok öfkelenmiş ve “gazete patronlarına” belgeleri alıp kendisine gelmeleri için çağrı yapmıştır. Tabii ki bu çağrının anlamsızlığı ortadadır. Gazeteciler ve gazeteler ellerindeki bilgi ve belgeleri yayınlar, bütün halkın o konuda bilgi sahibi olmasını sağlar. Bir gazetecinin ya da gazete sahibinin elindeki belgeleri alıp başbakana gitmesi ve “siz bu işi takip edin” demesi söz konusu değildir.
Yimpaş olayıyla ilgili bilgiler bir süredir kamuya çeşitli yayın organları tarafından aktarılıyor. Ayrıca bir AKP’li milletvekilinin cenazesinde Yimpaş’ın başında olduğu için kovuşturulan kişinin AKP’li bakanlarla birlikte en önde saf tuttuğu da çarpıcı bir fotoğraf karesi olarak halkın bilgisine sunuldu.
Hakkında çok sayıda suçlama bulunan bu kişinin, bir AKP’li milletvekilinin cenazesinde en öne geçmesi, bakanların yanında durması bayağı cesaret işidir. Bu kişi bakanlarla yan yana görünerek bir çıkar sağlamak ya da “gücünü” göstermek istiyor olabilir. Ama bakanların bu kişi ile yan yana durmalarının da bir anlamı olması gerekir.
Başbakan Erdoğan bu fotoğrafa da köpürdü. Bu fotoğraf karesi dünyanın her yerinde haberdir, önemli bir haberdir. Halktan topladığı paraların hesabını vermemiş olan bir kişi o ülkenin bakanlarıyla yan yana “fotoğraf çektiriyorsa” her vatandaş bunun anlamını sormak hakkına sahiptir.
Yimpaş olayı yeni değil. Bu şirketin özellikle Almanya’daki Türklerden para toplama şekli, orada da kovuşturuldu. Ancak bu olaylarla ilgili hukuki durumun ne olduğunu henüz hiçbir yetkili de çıkıp açıklamadı.
Yapılması gereken, gazetelere, gazetecilere, gazete patronlarına bağırıp çağırmak değil, ilgili bir bakanın şu andaki soruşturmalar ve hukuki süreçle ilgili açıklama yapmasıdır. İşte açıklama olmadığı için bu olayın bağlantılarıyla ilgili çok fazla soru ortaya çıkıyor.
Başbakan’ın dünkü konuşmasında bir cümlenin de dikkatleri çekmiş olması gerekir. O da “kendilerinin yeni parti kurmalarının nedenlerinden birinin bu tür ilişkiler olduğu” şeklindedir. Bu, en azından AKP öncesinde, yani Erbakan’ın partilerinde bu parasal ilişkilerin olduğu anlamına geliyor.
Başbakan, AKP’ye yönelik bu konudaki soru işaretlerinden kurtulmak istiyorsa, imalı cümleler kurmak yerine açık konuşmalıdır. Gazetelere bağırıp çağırmaya devam ettiği sürece ancak soru işaretlerini ve kuşkuları artırır.
Yimpaş olayı deşildikçe, din-siyaset-ticaret üçlüsünün örgütlenmesiyle ilgili birçok gerçek ortaya çıkacaktır.

