Türkiye’de laiklik karşıtı faaliyetler olarak sadece buzdağının görünen kısmındaki birkaç unsurla meşgul oluyoruz.
Oysa Başbakan Erdoğan’ın son “Alevilerle iftar” faaliyeti de, CHP Genel Başkanı Baykal’ın bunu hemen taklide kalkışması da bal gibi “din üzerinden siyaset” faaliyetleridir.
Diyanet İşleri Başkanlığı dolayısıyla devlet dini faaliyetleri denetlemekle kalmamakta, yönlendirmekte, bunun için ciddi kaynaklar aktarmakta, büyük kadrolar beslemektedir.
Diyanet İşleri’nin bu yapılanması ve çalışma düzeni Türkiye’de lalikliği zaten esastan zedeliyor. Bu temel yapının üzerine yan yapılar kuruluyor, ana gövdenin çevresinde cemaat örgütlenmeleri gerçekleşiyor.
AKP’nin şu andaki hedefi İslam’ın önemli mezheplerinden biri olan Aleviliğin de bu düzenin içine alınmasıdır.
Türkiye’de yaşayan ve Alevi inancına sahip olan kesim, genellikle daha solda siyasi tavırlar alan kesim olarak bilinirdi. Ama bu kesimin de kendisini dini kimlik üzerinden tanımlaması, dini kimlik üzerinden örgütlenmesi, diğer cemaat faaliyetlerinden çok farklı değildir. Alevi inancının, Sünni inancına göre, bugünkü hayat tarzı içinde daha az katı özellikler taşıyor oluşu durumu değiştirmez. Dini kimlikler üzerinden siyaset yapmak, dini kimliklere göre örgütlenmek ve bunu toplumsal yapıda ağırlık kazanmak için kullanmak, din üzerinden siyaset yapmaktır.
Türkiye’de laiklik konusunda en duyarlı olduklarını söyleyenler, öncelikle devletin laikliğine ya da bazılarının sevdiği deyimle bütün inançlara aynı mesafede olmasına hassasiyet gösterenler, gerçekte durumun böyle olmadığı görmelidir.
Buzdağının görünen kısmında türban ya da bazı din adamlarının çağ dışı beyanatları varsa, ana gövdesini de bu yapı oluşturuyor.
Türkiye’de Alevi toplumunu temsil ettiklerini söyleyenler de bu yapının bir parçası olduklarını tescil etti. Cemevlerinin devlet tarafından “resmen” ibadethane olarak kabulünü ve Diyanet İşleri içinde ağırlık sahibi olmayı istemek, kadro istemek de din üzerinden siyaset yapmaktır ya da din üzerinden ve dini kimlik üzerinden toplumsal örgütlenmeye gitmektir. Bunun da laiklikle hiçbir ilgisi yoktur.
CHP Genel Başkanı’nın AKP’nin girişimleri üzerine Alevi oylarını kaybetmemek için aynı işleri yapmaya kalkması da bu partinin laikliğin önemli bir güvencesi olduğunu düşünenler için herhalde bir hayal kırıklığı olmuştur.

