Haberin Devamı
Atebet-ül Hakayık (hakikate ulaştıran basamaklar ya da hakikatlerin eşiği anlamında), 12’nci yüzyılda Edip Ahmet tarafından Semerkant civarında yazıldı. Dönemin büyüklerinden Mehmet Bey adlı kişiye hediye edildi.
O dönemin bütün kitaplarında olduğu gibi, insanın iyi ahlâklı olması yolundaki öğütlerden oluşuyor. Halk edebiyatı tarzında manzum yazılan bu eserin “dilini tut, doğru söyle” başlığı altındaki birkaç dörtlüğü şöyle:
Gel dilini gözet ve az konuş,
Çünkü dil gözetilirse nefsin de korunmuş olur
Peygamber “insanı yüzü koyun ateşe atan dildir” dedi.
Ağzını topla ve kendini ateşten kurtar.
Eğer iki şey bir insanda birikirse,
O adama mürüvvet yolu kapandı demektir:
Bunlardan birincisi lüzumsuz sözlerle baş ağrıtmak,
İkincisi de yalan söylemektir.
Sırrını iyice gizle kimse bilmesin,
Sözünden dolayı kendine pişmanlık gelmesin,
Bütün gizli işlerin meydana çıkıp,
Duyanlar ve işitenler sana gülmesin.
Arkadaşım diye inanıp sakın sır söyleme,
Ne kadar itimada layık olursa olsun,
Sırrın sende saklanıp gizlenemezse,
Arkadaşında gizlenebilir mi? Bundan şiddetle sakın!
Bilgili insan gerekli sözleri söyler,
Gereksiz sözleri gömer ve gizler.
Bilgisiz ne söylerse düşünmeden söyler,
Onun kendi dili kendi başını yer.
Sözünü düşün de söyle, acele etme,
Ser ver, fakat sır verme.
Bin kişi dostun olsa çok görme,
Fakat bir düşmanın varsa onu çok gör.
Bir milletin süsü cömert kimsedir.
Cömertlik şerefi, mevkii ve güzelliği artırır,
Sen de halk arasında sevilmek istiyorsan
Cömert ol, bu cömertlik seni sevdirir.
Nice tedbirli kimseden birer hata çıkar,
Nice marifetli kimsede de birer ayıp bulunur,
Bu tek ayıptan dolayı baş kesilecek olsa,
Dünyada canlı kimse kalmaz.

