Geçen seçimde bağımsız adaylar grup kurarken, alabileceği oyların tümünü alamayan ve önemli ölçüde oyu boşa giden BDP iki açılım yaptı.
Bu açılımlardan biri “diğer Kürtler”e yönelik.
“Diğer Kürtler” aslında ikiye ayrılıyor, PKK ve BDP’ye mesafeli olanlarla AKP’ye oy verenler.
Uzun süredir milliyetçi Kürt politikasının içinde olan, CHP’den milletvekilliği ve bakanlık yapmış Şerafettin Elçi, ayrı bir partiyle PKK’ye mesafe koymuş olan kesimin bir kısmını temsil ediyordu. Elçi’nin BDP’nin destekleyeceği adaylardan biri olmayı kabul etmesi, Kürt siyasetinde “çok sesliliğin onayı” olarak görülüyor.
BDP geçen seçimde de sosyalist sol ile belli bir temas içinde olmuş,ancak sonuç seçim açısından fazla verimli olmamıştı. Bu kez sosyalist sola daha tutarlı bir açılımla, 30’un üzerinde milletvekili getirebilecek bir altyapı kuruldu.
12 Haziran’da oluşacak Meclis’e BDP’nin kuvvetli bir şekilde girmesinin siyasi bir açılıma dönüşüp dönüşmeyeceğinin en önemli göstergesi, izleyeceği yeni anayasa çalışmalarına katkı politikası olacak.
12 Eylül referandumundaki boykot kararı, BDP’nin CHP ve MHP ile birlikte muhafazakâr-devletçi hatta desteği olarak çok eleştirilmişti. Kürt seçmen nezdinde asıl rakibin AKP olması dolayısıyla, kendi seçmenini “konsolide” etmek ve AKP ile araya çizgi çekmek politikası uygulanırken bunun pratik sonuçları dikkate alınmamıştı.
Fakat kamuoyu araştırmalarında BDP’nin belli bir oy artışı sağladığı da görülüyor. Küçük de olsa, böyle bir oy desteği artışı, AKP’nin açılım politikalarında duraksamasına ve hükümet sözcülerinin zaman zaman oldukça sert bir dille PKK ve Öcalan’ı hedef almalarına bağlanıyor.
PKK’nın eylemsizliği uzatmasının onayı ya da talimatı İmralı’dan gelmişti. BDP’nin destekleyeceği bağımsız adayların yapısı, en azından İmralı’nın da “açılım” onayını verdiğini gösteriyor. Bu açılımın doğal uzantısı, eylemsizliğin süresiz olarak uzatılmasıdır. Kürt siyaseti, eğer 30’un üzerinde milletvekili ile Meclis’te temsil ediliyorsa, silahların tekrar ortaya çıkmasını kimse açıklayamaz.
BDP’nin desteklediği adayların 12 Haziran’a kadar söylecekleri her söz, atacakları her adım barış sürecinin önüne geçtikleri izlenimi verirse, bundan en başta Türkiye’nin Kürtleri olmak üzere bütün Türk halkı büyük memnuniyet duyacaktır.

