Dezenformasyon

Haberin Devamı

Ergenekon soruşturması ve iddianamenin açıklanmasıyla birlikte yoğun bir “dezenformasyon
savaşı” içine düştük.

“Dezenformasyon” bilerek, kasıtlı olarak toplumu yanıltmak için “yalan haber” üretmek anlamına gelir. Üretilen “yalan haber”in ille de kötüleyici, olumsuz haber olması gerekmez.

Amaç kamuoyunda ya da kamuoyunun bir kesiminde, bir konu ya da kişi hakkında belli bir kanaat uyandırmaktır.

Gazetecilerin bilmeyerek böyle dezenformasyon oyunlarına gelmeleri mümkündür. Eğer gazeteci “kullanıldığını” anlarsa bunun gereğini yapmakla yükümlüdür. Ama gazetecinin bilerek dezenformasyon faaliyeti içinde yer alması “meslek suçu”dur.

***

Ergenekon soruşturması iddianamesine eklenmiş ya da benzer kaynaklardan türetilmiş iddialar birçok gazetenin birinci sayfasında yer almaya devam ediyor.

Bu haberlerin içeriklerinden çok birilerini hedef alıyor oluşu dikkat çekiyor. Anlaşıldığı kadarıyla Ergenekon soruşturması çevresinde yaşanan bilgi kirliliği, birçok eski “hesap”ın görülmesi için de uygun bir ortam yaratmış oldu.

Dava belgelerinin arasında daha önce belli amaçlarla üretilmiş sahte belgelerin bulunduğunu da anlaşılıyor. Demek ki dezenformasyon savaşı çok daha önce başlamış. Yalan kokusu veren haberlerin bazıları ilgili ya da yetkili kişiler tarafından yalanlandı.

Şu anda yürütülen yoğun dezenformasyon çabaların bir bölümü 1990’lı yıllarla ilgili. O dönemde, Erbakan-Çiller koalisyonu günlerinde yaşanan ve “28 Şubat süreci” olarak adlandırılan “ince ayar” günlerinde toplumu rahatsız etmiş olan bazı olay ve görüntülerin herhangi bir kanıta dayanmaksızın “bir oyunun parçaları” olarak sunulmasının kamuoyu üzerinde etkilerini bilemeyiz. Ama Ergenekon soruşturması zaten kafaları fazlasıyla karıştıran bir bilgi kirliliğini yaratmışken bu kirliliği kanıtlanmamış iddialarla, kuşkulu belgelerle yoğunlaştırmak ancak kafaların daha da karışmasına yol açacaktır.

***

Ergenekon davasının, en sağlıklı biçimde yürütülmesi hayati önemdedir. Bu konunun çevresine mesnedi belirsiz iddialar eklenmesi, davanın sağlıklı yürütülmesini zorlaştırır ve ancak sorunlu bir dava sürecine yol açar.

Ergenekon davası Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yakın ya da uzak dönemlerdeki konumu ve faaliyetleriyle ilgili değildir. Bu dava yeni bir askeri müdahale ortamı yaratmak, Türkiye’yi Avrupa Birliği yolundan çevirmek için oluşturulmuş, faaliyetlerine önemli maddi çıkarların da karıştığı silahlı bir örgütlenmenin davasıdır. Çevresine yapılacak her türlü “montaj”, bu davanın içindeki herhangi bir unsurdan yararlanarak “dezenformasyon” girişiminde bulunmak, amaç ne olursa olsun sonuçta bu önemli davaya zarar verecektir.

DİĞER YENİ YAZILAR