Devrimcisi olmayan devrimler

Haberin Devamı

Tunus’ta başlayıp Mısır’la devam eden halk ayaklanmaları yaygın bir heyecan uyandırdı ve unutulmuş bir kelimeyi, “devrim”i tekrar hatırlattı.

O heyecanla “Tunus devrimi” deniyor, “Mısır devrimi” deniyor; 1789 Fransız Devrimi bile bunlarla birlikte anılıyor.

Elbette ki “devrim”den önce “devrim şartları” var...

Bu ülkelerde ve bu ülkelere benzeyen başka ülkelerde diktatörlükler “halktan” kaynaklanmayan güçlerle sürdürdükleri iktidar ve yönetimi artık sürdüremez duruma gelmişlerdir.

Aşiret, kabile ya da ayrıcalıklar üzerine kurulu tek parti ya da ordu gücüne dayanan iktidarlar bir süredir ülkelerini yönetmekte çok güçlük çekiyorlar. Yönettikleri halklar da artık bunlar tarafından yönetilmek istemiyor. Bu durumda da “devrim şartları” ya da “devrimci durum” ortaya çıkmış oluyor.

Ama şu anda adı geçen ülkelerde “devrim” olabilmesi için “şartlar” kadar gerekli olan, olmazsa olmaz bir “unsur”un varlığından söz edilemiyor: Devrimciler yok.

Bir yanda ağır hayat şartlarından diğer yanda baskılardan ve kısıtlamalardan bunalmış, kelleyi koltuğa alıp sokağa çıkmış milyonlarca kişiyi “yönlendirme” yeteneğine ve becerisine sahip siyasi güçler ortada görünmüyor.

***


Adı geçen ülkelerde, ayaklanmaları devrime dönüştürmesi beklenecek, demokrasi ve özgürlük bayrağını taşımaya aday olan siyasi güçlerin hemen tümü “dini referanslı”dır.

Dini referanslı siyasi güçlerin “devrimci” olup olamayacağı, demokrasi ve özgürlük bayrağını taşıyıp taşıyamayacakları ve kendilerinin, toplumlarının talep ettiği “haklar” konusunda ne kadar “ehil” oldukları fazlasıyla kuşkuludur.

Bu nokta üzerine düşünebilmek için eldeki tek kaynak İran İslam Devrimi’dir.

O “devrim”in getirdiği toplumsal, hukuki ve siyasi yapının bugün Tunus, Mısır ve aynı heyecanla kıvranan diğer Orta Doğu halklarını tatmin etmesi çok güçtür.

***


Toplumun iradesini, taleplerini, özlemlerini, hayallerini kavrayıp yönlendiren “devrimci”lerin bulunmadığı durumlarda, bugün Mısır’da olduğu gibi, diktatör gitse de yerini o diktatörün dayanmış olduğu silahlı siyasi güç alır.

Geçen yüzyıldan kalma diktatörlüklerin son nefeslerini verir hâle gelmiş olmaları küçümsenecek bir durum değildir, en azından bu yüzyılda “demokrasi” ruhunun etkisinin artacağını gösteriyor.

Devrimcilerin olmaması ise demokrasinin yerleşmesi ve gelişmesi süreçlerini uzatacak, eski yapıların dayanaklarının direnmesini kolaylaştıracaktır.

Şu anda bu aşamadayız.

DİĞER YENİ YAZILAR