Devletçilik aynen devam

Çok tipik bir olay dün haber oldu. Yıllardır Akkuyu'da bir nükleer santral kurulmasıyla ilgili tartışmalar yapılıyor. Henüz bir kazma bile vurulmadı

Haberin Devamı

Çok tipik bir olay dün haber oldu. Yıllardır Akkuyu'da bir nükleer santral kurulmasıyla ilgili tartışmalar yapılıyor. Henüz bir kazma bile vurulmadı.

Buraya nükleer santral kurulmasına ve genel olarak nükleer santrallara ilişkin kaygılar giderilmediği için herhangi bir çalışma yapılmadı.

Ve haber şu: Hiçbir çalışma yapılmamış olan Akkuyu nükleer santralı için işçi alınmış ve bu işçiler emekli olmuş.

* Bu, bizdeki devletçiliğin devlet imkânlarının çalınmasından ibaret olduğunun tipik bir kanıtıdır.

* O sırada iktidarda hangi parti var idiyse, o partinin adamlan daha iş başlamadan uyanık davranmışlar ve işe hemen kendi partililerini ya da eş-dost-hemşeri-akrabadan birilerini almışlardır.

Bu, emeklilik durumu dolayısıyla ortaya çıkan bir olay. Zaman zaman benzeri örnekler de görülüyor. Ama hiç kuşku yok ki, bunun gibi yüzlerce örnek "başarıyla" gizli tutuluyor.

* Öyle bir devletçilik ki, devlet olmayan iş için işçi alıyor.

* Öyle bir devletçilik ki, devlet sahibi olduğu bina, arsa ve arazilerin tam kaydını tutamıyor.

* Öyle bir devletçilik ki, çökmüş sosyal güvenlik sisteminin en çökmüş örgütü olan SSK'nın hastaneleri Sağlık Bakanlığına satılacak!

Devlet bizim, sorun yok!
* Bu da şu demek: SSK'nın dev kara deliğinin bir bölümü hastanelerin satışıyla kapanacak. Ancak açığı kapatacak olan parayı verenle kapatılacak olan açığı veren aynı merci yani devlet. Devlet, bütçesinden SSK açıklarını kapatırken şimdi hastanelerin satın alınması için de para ödeyecek.

* Geriye kalan açık ne olacak? Hiç, devlet yine onu kapatmaya devam edecek.

* Bir başka soru daha var: SSK hastaneleri iyi çalışmıyordu da Sağlık Bakanlığı'na bağlı devlet hastaneleri iyi mi çalışıyor?

* Devletçilik, ama böylesi bir devletçilik Ankara'nın havasına ve suyuna öyle yerleşmiş ki her sorunun çözümü yine bir tür "devletçilikle bulunuyor.

* Aynı mantık batık bankalar dolayısıyla el konan varlıklar için de geçerliliğini sürdürüyor. Halen devletin televizyon kanalları, müzik kanalları, radyoları, gazeteleri ve bir futbol takımı bile var. Ve bunların elden çıkarılması için herhangi bir ciddi hareket yapılmıyor.

Çünkü televizyon kanalları, gazeteler her halükârda siyasete lazımdır, onlar için acele etmeye gerek yoktur.

* Devletçilik ruhumuza öyle bir sinmiş, daha doğrusu bütün sistemi öyle bir ele geçirmiş ki, onsuz hiçbir şey yapamıyoruz.

DİĞER YENİ YAZILAR