Devlet versin!

Geçenlerde gazetelerin alışveriş eklerinden birinde bir kadın gazeteci Nişantaşı izlenimlerini yazmıştı. Güncel mizahın en çarpıcı örneklerinden sayılabilecek bir cümlesi, en derin toplumsal alışkanlığımızı anlatıyordu

Haberin Devamı

Geçenlerde gazetelerin alışveriş eklerinden birinde bir kadın gazeteci Nişantaşı izlenimlerini yazmıştı. Güncel mizahın en çarpıcı örneklerinden sayılabilecek bir cümlesi, en derin toplumsal alışkanlığımızı anlatıyordu. Aşağı yukarı şöyleydi: Bu Nişantaşı çok pahalı. Burada alışveriş yapmamız çok güç, devlet yardım etsin de biz de ünlü markaları satın alabilelim...

Bu bir espri, ama gerçek hayatta da durum hiç de farklı değil. Her yağmurda aynı bölgeleri su basıyor. Dere yatağına yerleşmiş insanlar buralardan çıkmıyor, çıkamıyor. Altı çocuklu bir kadın kameraya bağırıyor: Devlet zararlarımızı karşılasın...

Gazeteci, Belediye Başkanı'na soruyor: Sel basar bu vatandaşlar zarara uğrarsa devlet zararlarını karşılıyacak mı?

Elbette dere yatağına yerleşmiş insanların durumunu düşünürken, ülkemizdeki fakirliğe, işsizliğe, çaresizliklere kadar gidip, "Ne yapacaktılar yani" deyip işin içinden çıkabiliriz

* "Para dağıtmanın" devletin asli görevlerinden olduğunu sandığımız için gazeteci öyle soruyor, çaresiz kadın öyle bağırıyor.

"Baba"nın durumu vahim!..
Devlet, bu insanların tehlikeli bögelere yerleşmelerini engellemek, insanların çaresizlikle göç etmelerine gerek bırakmayacak tedbirleri almak, yoksul kesimleri vuran işsizlik sorunun giderilmesi yolunda çözümler üretmekle yükümlüdür.

Asıl görevleri bunlardır.

Devleti, bu yükümlülüklerini yerine getirmediği, getiremediği için sürekli "para dağıtma aracı" olarak gören anlayış iflas edeli uzun zaman oluyor.

* Kötü tütün üreteyim, devlet alsın... İşe yaramaz buğday üreteyim devlet alsın... Devlet kredi versin sonra geri almasın... Dere yatağına gecekondu yapayım, parayı devlet versin...

* Bizim devlet babamız, eski kafada gitmeye çalıştığı için iflas etmiştir. Şu anda devletimiz tam anlamıyla "müflis" durumundadır. Bu yüzden IMF'e teslim olmuştur. Borç yükü artmaya devam etmektedir.

Bu borç yüküyle ne kadar gidilebileceği sorusuna "öyle de olur böyle de olur" diyen iktisatçılar cevap verememektedir.

* Devlet babanın verecek bir şeyi kalmadı. Parayı, çapsız siyasetçiler eliyle dağıtan devlet artık yok. Bunu herkesin anlaması gerek.

DİĞER YENİ YAZILAR