Devlet sırrı, kişilerin sırları

Haberin Devamı

Son olaylar dolayısıyla bir kez daha düşünmek zorunda olduğumuz kavramlar arasına “devlet sırrı” da katıldı.

Bugüne kadar hayatı kolaylaştıran bir alışkanlığımız vardı. Bir siyasi ya da yüksek dereceli bir devlet memuru “bu konu devlet sırrıdır” dediği zaman herkes korkar, bir daha o konuyu kimse açmazdı.

Artık hayat o kadar kolay değil, özellikle “kişisel sırlar”ını “devlet sırrı” olarak gösterenler için değil.

***


Ankara’da Seferberlik Tetkik Kurulu’nda yapılan aramalar devam ederken bu birimdeki bütün bilgilerin “devlet sırrı” olduğunu mahkeme kabul etmedi.

Oysa daha on yıl önce Susurluk dolayısıyla, bazı kamu görevlileri “konuşmam, bunlar devlet sırrıdır” dediğinde herkes; mahkemeler de Meclis komisyonları da bu söylenene boyun eğmişti.

***


Devlet görevlilerinin bazı “kirli işler” için idamlık katilleri kullanması, devlet için çalıştığını iddia eden kişilerin bu sıfatla işledikleri suçların üstünün örtülmesi hep “devlet sırrı” kavramının arkasına saklanmıştı.

“Devlet sırrı”nın ne olduğunu tayin ve tespit etme hakkı ve yetkisi, yasaların açık olmaması ve kimsenin bu konularda bir şey sormaması dolayısıyla kamu görevlilerinin takdirine kaldı.

Bunun bir örneği de dün öğrenildi. Eski Hava Kuvvetleri Komutanı Fırtına’ya sorgusu sırasında Eruygur’un Rauf Denktaş’a yazdığı bir mektup soruluyor, verdiği cevap “devlet sırrıdır” oluyor.

Eruygur bu mektubu herhalde Jandarma Genel Komutanı olduğu sırada yazdı. Ve bulunduğu görev ona KKTC Cumhurbaşkanı’na ya da eski Cumhurbaşkanı’na “resmi” bir yazı yazma yetkisi vermiyor. Görevinden kaynaklanan bir yetkisi olmadığına göre böyle bir mektubu ancak “vatandaş” olarak yazabilir, o zaman da bu mektup zaten “devlet sırrı” kapsamında olamaz.

***


“Devlet sırrı” ile “devlette görevli kişilerin sırları”nın birbirinden farklı olduğunun ayırt edilmeye başlanması kuşkusuz bazı rahatsızlıklar yaratacaktır. Ama hedefte “hukuk devleti” ve “vatandaş haklarının korunması” varsa, o hedefi yakalamanın gereklerinden biri de söz konusu ayrımın yasalarla ve uygulamada da açık olarak yapılmasıdır.

Bu noktaya varıldığı zaman da gerçek devlet sırları daha sağlam güvencelere kavuşmuş olacaktır.

DİĞER YENİ YAZILAR