Devlet biliyor mu?

Hrant Dink cinayeti ile ilgili olarak yeni ortaya çıkan bilgiler halkın sık sık sorduğu bir soruyu tekrar hatırlattı: Devlet bu cinayetlerin perde arkasını, ilgili kişileri biliyor da bize mi söylemiyor?

Haberin Devamı

Hrant Dink cinayeti ile ilgili olarak yeni ortaya çıkan bilgiler halkın sık sık sorduğu bir soruyu tekrar hatırlattı: Devlet bu cinayetlerin perde arkasını, ilgili kişileri biliyor da bize mi söylemiyor?

Tabii bu sorunun arkasından bir soru daha geliyor: Devletin içinden birileri bu işlerin aydınlanmasını istemiyor mu?

Devletin ilgili birimlerinin ellerinde büyük teknolojik imkânlar olduğu da gizli değil. Hatta gizli dinleme imkânlarının yasaları zorlayan şekillerde kullanıldığına ilişkin fazlasıyla belirti de var.

Bir örnek: Yılbaşı gecesi Taksim’de silah atan ve bir gencin ölümüne yol açan kişi telefon dinlemesi sayesinde hemen yakalanmıştır. Birkaç bin kişiden oluşan bu kalabalığın içinden, poliste herhangi bir kaydı bulunmayan ve izlenmemiş bir kişi olan failin yakalanması güvenlik güçlerinin imkânlarının genişliğini gösteriyor.

Böyle bir olayda zanlının hemen yakalanmasının ama Hrant Dink ve başka cinayetlerin yaklaşık bir yıl önce emniyete ihbar edilmesine rağmen önlem alınmamasının bir mantığı olması gerekir.

***

Bu konular üzerine düşünüldüğünde 14 yıl önceye, Uğur Mumcu cinayetinin birkaç saat sonrasına dönmek de gerekir. Mumcu’nun evine gelen üst düzey bir emniyet yetkilisinin ağzından, olayın en sıcak anlarında şu cümle çıkmıştı: “Bu cinayet aydınlanmaz...”

Bunları düşünmek zorunda kalıyoruz. Çünkü, Hrant Dink cinayetinin aylar öncesinden emniyete ihbar edildiğine ilişkin haberler yalanlanmadı. Bunun doğru olduğunu kabul ettiğimizde de yine baştaki soruya dönüyoruz: Devlet bize söylenenden çok daha fazla bilgiye sahip mi, bu olaylarla ilgili olanları biliyor, tanıyor ama bunlara fazla dokunamıyor mu?

Örneğin Susurluk çetesiyle ilgili ve uyuşturucu kaçakçılığından hükümlü bir kişiye KKTC’de kumarhane işletme izni verilmesini kimin sağladığı sorusunu da sormak gerekiyor.

***

Ankara’daki seçilmiş ya da atanmış bütün yetkililer şunu bilmelidir ki, kamuoyu bu soruların cevabını fena halde onların aleyhine veriyor. Seçilmiş ya da atanmışlar arasında bu işlerle ilgili pek çok kişinin bulunduğuna inanıyor.

1960’lı yıllarda “komünizm tehlikesi”ne karşı birçok Batı ülkesinde devlet birimlerinin desteğiyle illegal örgütlenmeler gerçekleşti. Ama bunlar temel amaçlarının dışında hareket etmeye başladıkları anda yine o devletler tarafından hızla tasfiye edildiler. Fransa’da, İtalya’da, İspanya’da, Yunanistan’da bu gibi oluşumların varlığına son verilirken bazılarında “yukarı”lara kadar gidildi; bazılarında gidilmedi ama tümünde bunların etkinlikleri yok edildi.

Bu ülkelerin herhangi birinde bu işlere adı karışmış herhangi bir emekli asker kişi ortada görülmüyor, yıllardır da görülmedi. Ama bizde hâlâ bu kişiler ortadaysa ve çeşitli siyasi faaliyetler içindeyse yukardaki sorunun cevabının çok açık olarak tekrar verilmesi gerekiyor. Bunu yapacak olanlar da seçilmişlerin kararlarına uymak zorunda olan bütün asker ve sivil atanmışlardır.

DİĞER YENİ YAZILAR