Devlet balığa çıkmış

Haberin Devamı

Yetmiş milyon vatandaşın gizli izlenme-dinlenmesiyle ilgili ayrıntılar ortaya çıktıkça demokrasinin ne kadar uzağında olduğumuzu görüyoruz.

Şu anda yapılana “balığa çıkmak” deniliyormuş. Devletin istihbarat örgütleri bütün vatandaşları izliyor, kim kiminle konuşuyor, kim kiminle çok konuşuyor, mesaj gönderiyor, internet üzerinden haberleşiyor. Sonra buna göre bazıları dinlemeye alınıyor. Sistemi böylece tam olarak anlamış olduk.

Ama bize anlatmadıkları başka şeyler olduğunu da anlıyoruz. Birbiriyle haberleşen ve “izlenen” lerin dinlemeye alınması için her seferinde mahkemeden karar alınıyor mu, yoksa “suçun önlenmesi” ile ilgili bazı yasa hükümleri esnetilerek anında dinlemeye mi geçiliyor? Bunu açıklamıyorlar, daha doğrusu amiyane deyimle “kaynatıyorlar.”

Bu noktada, devlette görevli bazı kişilerin de adlarının karıştığı “çete”, haraç isteme olayları da akla geliyor. Devlet adına 70 milyonu izleyenlerin elde ettikleri bilgileri kimlere aktardıkları konusunda nasıl bir denetim düzeni olduğu da söylenmiyor.

***


Devlet balığa çıkmış, üstelik “mahkemeden” karar alarak balığa çıkmış, üç önemli güvenlik örgütünün bütün “balıkları” izlemesi sağlanmış. Balıklar, 70 milyon Türk vatandaşı oluyor.

Vatandaşı koruması, bütün vatandaşların temel haklarının korunması ile yükümlü ve görevli olan “bir mahkeme” ve “bir ya da birkaç yargıç” bütün vatandaşlara potansiyel suçlu balık muamelesi yapılması için izin vermiş.

Bunu teknik olarak “yasal” bulanlar olabilir. Ama mahkemelerin de yargıçların da temel insan haklarını çiğneme hakkı yoktur. Yargıtay bunun için vardır. Anayasa Mahkemesi, bütün yüksek yargı bunun için vardır.

Yargı ve yüksek yargı, vatandaşın “korunması” nda en yetkili organlardır. Herhangi bir mahkemenin, yargıcın yanlışını düzeltmek ve vatandaşa potansiyel suçlu balık muamelesi yapılmasını önlemekle yükümlüdürler.

***


Bu mesele bir haftadır medyayı ve kamuoyunu meşgul ediyor. Konu ortaya çıktığı sırada “insan hakları” nutukları atan Başbakan’ın dün söyledikleri meselenin vahametini tam anlayamadığını gösterdi. İçişleri Bakanı’ndan ses yok. Adalet Bakanı anlaşılmaz birşeyler mırıldandı. Barolar Birliği de kendisini birinci derecede ilgilendiren bu konuda harekete geçmiş değil. İl barolarından da bir kıpırtı yok.

Barolar Birliği ya da bağlı barolar, bu olayda hükümet ve devlet sorumlularını dava etmek isteyenlere ücretsiz hizmet vereceklerini söyleyebilir. Baroların genel kurullarında demokrasiyi savunanlar, gelişmiş hukuk devletini savunanlar bu toplu izleme-dinlenmeye karşı bizzat sorumlular hakkında davalar açabilir.

Yoksa potansiyel suçlu balıklar muamelesi görmeyi hak ediyor muyuz?

DİĞER YENİ YAZILAR