Derin uzlaşma

Haberin Devamı

Sivil iktidar ile asker arasındaki ilişkilerin “normal” düzene getirilmesinde çok geç kalınmıştır. “Normal düzen” kavramı içinde Silahlı Kuvvetler’in “özel kurtarıcı” konumundan çıkması, Silahlı Kuvvetler’in de “merak etmeyin ben buradayım” izlenimi yaratmaktan kaçınması vardır.

AKP’nin askeri yargının alanını daraltan yasa değişikliğini “baskın” şeklinde yapmış olması gibi icraatlar “normal düzen”e geçişe katkı değil zarar veren bir üslubun ürünleridir.

Bu üslup, bugün izlediğimiz gibi bir “yıpratma kampanyası” şeklinde yürüdüğünde Silahlı Kuvvetler’in kendisini koruma reflekslerini kışkırttığı da ortadadır.

***


Ergenekon davasını, Türkiye’nin askeri müdahaleler döneminden kesin olarak çıkması için ciddi bir şans olarak görüyoruz. Bu davanın sağlıklı olarak yürütülmesi, hukuki titizliğin azami düzeyde korunması, son baskın yasa değişikliği ile yapılmak istenenden çok daha önemlidir.

Ancak bu dava dolayısıyla Silahlı Kuvvetler’in kurum olarak “hedef” alınması kadar da büyük bir yanlış olamaz. Dava Silahlı Kuvvetler’in değil, Silahlı Kuvvetler’i müdahaleye zorlamak ve buna uygun ortam yaratmak isteyenlerin davasıdır.

Bazı çevrelerin bu ayrımı tam olarak yapamadığı uzun bir süredir görülüyor.

Bu çevrelerin, Silahlı Kuvvetler’i her fırsatta “köşeye sıkıştırmakla”, Genelkurmay Başkanı’nın söylediği gibi “asimetrik psikolojik savaş” yürütmekle nasıl bir sonuç sağlamak istedikleri de belli değil.

Bu çevreler, olsa olsa kampanyadan rahatsız olan Silahlı Kuvvetler’i sonunda siyasete herhangi bir şekilde müdahale etmek gibi bir yanlışa sürüklemek istiyor olabilir.

Böyle bir ihtimalde Türkiye’nin uğrayacağı zararlar, demokratik süreçte yaşanacak ağır tekleme herhalde bu çevrelerin umurunda değil.

***


Sivil iktidarlar, hangi siyasal eğilimde olurlarsa olsunlar, Silahlı Kuvvetler ile “normal ilişki düzeni”ni kurmak zorundadır. AKP hükümeti, belki bazılarının biraz çekingen bulmasına karşın, bu konuda başarılı görünmüyor.

Hatta söz konusu çevrelerin AKP iktidarını aslında arzu etmesi mümkün olmayan bir gerilim ortamına “sürükleme”yi başarmış oldukları bile söylenebilir.

Türkiye’nin benzer sorunları yaşamış batı ülkelerinde sağlanmış olan, demokrasi eksenli “derin uzlaşma”ya ihtiyacı vardır. Bunun ana hatlarını da yine, demokrasi ruhu güçlü sivil siyasiler çizecektir.


DİĞER YENİ YAZILAR