Koltuğa yapışmak, demokratik sistemlerde bile doğulu bir alışkanlık olarak yaşamaya devam etmektedir. Birisi "lider", "başkan" gibi unvanlarla çağrılmaya başlandığı andan itibaren bu unvana ömrünün sonuna kadar sahip olacağına inanır.
Artık istenmemesi, başarısız olması önemli değildir. Zaten başarısız olduğuna inanmaz. O hep başarılıdır, ama düşmanları onu başarısız gibi göstermektedir.
Bütün ülke "git" diye davul çalabilir, ama bu da yine sadece düşmanların oyunlarının sonucudur.
"Lider", "başkan", "genel başkan" asla emekli olamaz. Bu yüzden dayanabileceği en son noktaya kadar dayanır. O son nokta her zaman seçim bile değildir. Seçim yenilgisi bile onu emekli edemez; ancak ve ancak seçimin sonucunda manevi olarak yerlerde sürünmesi gerekir ki mecburen emekli olabilsin.
Doğu Avrupa komünizminde de "liderler" asla emekli olmazlar, seçim olmadığı için yenilgi de söz konusu olmadığından "ebedi lider" olarak kalırlardı...
O cümle her şeyi anlatıyor
Kıbrıs Türk toplumunda da 40 yılı aşkın süredir lider değişmedi. Rauf Denktaş Kıbrıs Türklerinin lideri olarak duruyor. Bu süre içinde Kıbrıs Rum kesiminde liderler geldiler gittiler, emekli oldular, değiştiler ama Denktaş hep yerinde durdu. Türkiye de Denktaş'ı hep destekledi, gelen giden bütün siyasiler ve Ankara, Kıbrıs'ın Denktaş'sız olamayacağına ve Denktaş'ın yürüttüğü Kıbrıs politikasından başka bir politika olamayacağına inandılar ve 40 yıl böyle geçti.
Ve 40 yıl sonra farkına varıldı ki, Kıbrıs'ın Rum tarafı hem siyasi olarak, hem ekonomik olarak yürümüş gitmiş. Türk tarafı ise yerinde saymış da saymış. Rumları bütün dünya "Kıbrıs" olarak tanımış, Rumlar gelişmiş, zenginleşmiş. Türkleri hiç kimse tanımamış, Türkler gelişememiş, fakir yaşamaya devam etmiş.
40 yılın özeti bu olduğuna göre bir tarafın yürüttüğü politika yanlış, diğerininki doğru demektir. Ve 40 yıldır Türkiye'de "tabu" ya da "cız" olan Kıbrıs tartışılmaya yeni yeni başlamıştır. Ancak o zaman görülmüştür başarısızlık.
Rauf Denktaş iki gün önce "Anadolu'yu arkama alıp mücadele başlatırım" diye bir söz sarfetti. Bu sözün anlamı açıktır. Kıbrıs Türk halkı başarısızlığı görmüştür ve Denktaş'ın politikalarını desteklememektedir.
Türkiye'nin önemli bir kesimi yine aynı şeyi görmüştür ve artık Denktaş'a onun "milli" adını verdiği kendi politikalarına destek olmamaktadır. Denktaş'ın son umudu "milli dava" edebiyatının etkisi altında kalabilecek Türk vatandaşlarıdır, işte "Anadolu'yu arkama alırım" sözünün ardındaki gerçek bu kadar basittir.
Denktaş bir tek cümleyle 40 yıldır birikmiş yanlışlara kendi ağzıyla son noktayı koymuştur.
Denktaş'ın son noktası
Koltuğa yapışmak, demokratik sistemlerde bile doğulu bir alışkanlık olarak yaşamaya devam etmektedir
Haberin Devamı

