Demokrasiyi hazmetmek

Haberin Devamı

Türk toplumu sorunlarıyla, hastalıklarıyla yaşamaya alıştı.

Türk toplumunu yöneten ve yönlendirenler en temel “asgari müşterek” olması gereken demokrasi üzerinde anlaşmış değil. Bu anlaşmazlık dalga dalga toplumun bütün kesimlerine yayılıp sorunlara çözüm aramak yerine sürekli çatışma ve “rövanş alma” düzenini kökleştiriyor.

Demokrasi üzerinde anlaşamayan, demokrasiyi kendi haklarının teyidi, ama başkalarının haklarının çiğnenebileceği düzeyinde görmeye alışmış farklı kesimlerin birbirlerini “düşman” gibi görmeleri kaçınılmazdır.

***


Ergenekon olayı önemli bir “demokratik uzlaşma” sağlayabilirdi, ama tam tersine kamplaşmayı güçlendirdi. Çünkü olaya bakanlar, her zaman olduğu gibi, demokrasi ve demokratik haklar meselesini kendi açısından görmek dışında hiçbir fikrî çaba içine girmek niyetinde değil.

Demokrasinin hazmı herkesin eşitliğinin kabulüyle başlar. Eğer bir profesörün evinin sabaha karşı basılmasına tepki gösteriyor, ama sade bir vatandaşın evinin yine sabaha karşı basılmasını doğal karşılıyorsanız hazım eksikliği had safhada demektir.

***


Bu ülkede 12 Mart’lar, 12 Eylül’ler yaşandı. Askeri yönetim dönemlerinde insanlar üç gün değil, üç ay savcı yüzü görmeden gözaltında kaldı. İnsanlar iki yıl üç yıl sonra yargıç karşısına çıktı. Bir tek kelime yüzünden insanlar yıllarca hapis yattı. Hapishanelerde en ağır temerküz kampı sistemleri uygulandı. Dayak ve en ağır işkenceler yapıldı. İnsanlar işkencede öldü, sakat kaldı.

Ama bunlara karşı çıkanlar, demokrasiyi savunmaya çalışanlar çok çok azınlıktaydı. Çünkü insanlar başka “ulvi” amaçlarla demokrasinin lağvedilebileceğine inandırılmışlardı. Ne yazık ki hâlâ “ulvi” amaçlar için demokrasiden fedakârlık edilebileceğine inanlar vardır.

***


Demokrasinin temelindeki eşitlik “duyu”suna sahip değilse, filanca davada yapılan yanlışa isyan eden bir kişi, bir başka davadaki yanlışa göz yummakta herhangi vicdani bir rahatsızlık duymaz.

Demokrasiyi gereğince hazmetmemiş bir kişi, bir gösteride “ordu göreve” yazan bir pankartın taşınmasını hoş görürken, 12 Eylül’de çoluk çocuğun idam edildiğini hatırlamaz bile.

***


En temel asgari müşterek olması gereken demokrasi üzerinde bir uzlaşma sağlayamadığımız için çok kolay çözülebilecek sorunları bile içinden çıkılmaz hale getiriyoruz ve sürekli olarak birbirinden rövanş almak için uğraşan güçlerin elinde esir kalmış bir toplum olarak yaşayıp gidiyoruz.

DİĞER YENİ YAZILAR