Demokrasinin zorlukları

Türk adli sisteminin en büyük reformu Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu'nda yapılan değişikliklerdir

Haberin Devamı

Türk adli sisteminin en büyük reformu Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu'nda yapılan değişikliklerdir.

Bu kanunlarda, çağdaş hukukun geldiği aşamaya ve anlayışa uygun değişiklikler yapıldı, büyük ölçüde "zihniyet" değişimi sağlandı.

Kuşkusuz bu kanunlardaki "vatandaş aleyhine" olan bütün unsurlar temizlenmedi. Bu bir yana; hatırlanacaktır, "zina cezası" koymak gibi ilkel bir girişim bile denendi.

Söz konusu kanunlarla ilgili tepkiler bugüne kadar hep daha ileri gidilmesi, insan haklarının, demokrasinin, ifade özgürlüğünün tam olarak korunması yönünde oldu.

Buna karşılık son günlerde Emniyet teşkilatından tam tersi sesler yükseliyor. Söyledikleri şu: "Bu kanunlarla elimiz kolumuz bağlanır, hiçbir şey yapamayız."

Buna karşı söylenecek şey en basitinden şudur: Alman polisi yapıyor, Fransız polisi yapıyor, İspanyol polisi yapıyor, Polonya polisi yapıyor, Macar polisi yapıyor, Yunan polisi yapıyor...

Bu liste böyle uzar gider ve şu soru sorulur: "Bu ülkelerin polisi yapıyorsa Türk polisi neden yapamayacak?"

Tepedekiler samimiyse...
Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Emniyet'ten gelen tepkilere çok açık bir yanıt verdi. İçişleri Bakanı da onun gündeme getirdiği konuya değindi ve meselenin özünde "eğitim" bulunduğunu söyledi.

Her önemli mesele, dönüp dolaşıp insan unsuruna geliyor.

* Dünyanın en iyi yasalarını çıkarabilirsiniz, dünyanın en iyi anayasasını da yapabilirsiniz, ama yorumlayacak ve uygulayacak kişiler "uzak" duruyor, "soğuk" bakıyorsa sonuç almak zor olur.

* "Soğuk bakışın" kaynaklarından biri, "katılım" olmayışıdır. Bu temel kanunlar değişirken değil Emniyet örgütü, hiçbir platformda önemli bir tartışma olmadı. Kaybedilen zamanı kazanmak için kanunlar son hızla kabul edildi. Meclis'te el kaldıran birçok milletvekili de bu hıza uydu.

* Yıllarını boş kavgalarla, budalaca takıntılarla geçirmiş olan bir ülkede başka türlüsünü beklemek zordur.

* Bunca zaman kaybının nedeni de zaten zihniyet değişimine direnen "devlet" yapısıdır. Bu yapının değişmesi ancak en tepedekilerin kararlığı ile mümkündür.

En tepedekiler değişimi bütün güçleriyle destekler ve kararlılıklarını gösterirlerse eski yapının, köhnemiş anlayışların direnişini kırabilirler.

Demokrasinin zorlukları vardır, en temel zorluğu da budur.

DİĞER YENİ YAZILAR