Tayyip Erdoğan’ın son söyledikleri, demokrasi ile arasındaki bütün bağları kopardı attı. İktidar hastalığının zirvesine çıkmış olan bir başbakandan artık konu ne olursa olsun sağlıklı bir karar beklemek güçtür.
Erdoğan’ın medyaya karşı açtığı “evinize sokmayın” kampanyası bir “siyasi iflas” ilanı olarak da görülebilir.
Bu çağrı aynı zamanda birkaç suç içeriyor.
* Demokrasi suçudur, ama Başbakan’ın artık “demokrat” olmak, “demokrasiden yana olmak” gibi bir kaygısı, ilkesi kalmamıştır.
* Ticaret Kanunu ve Sermaye Piyasası Kanunu açısından suçtur.
Bir ürüne, ister gazete olsun ister başka bir ürün olsun “boykot” çağrısı yapmak ticaret kanununda suçtur. “Evinize sokmayın” dediği gazetelerin çoğu halka açık şirketler tarafından yayınlanmaktadır ve bu şirketlerin zarara uğramasına yol açmak açık bir suçtur. Binlerce insanın çalıştığı kuruluşları batırmaya çalışmak da suçların en büyüğüdür.
* Erdoğan’ın “gazete almayın” çağrısı ayrıca bir “uygarlık” suçudur. Fikrini beğenmediği, yayınından hoşlanmadığı gazetelerin okunmasını engellemek kendisini “uygar dünya” içinde gören hiçbir kimsenin aklına getirebileceği bir davranış değildir.
Erdoğan, denetimindeki medya grupları çoğaldıkça medyanın tümünün kendi suyunda olmasını istemeye başladı. İstediği, “kralın gazeteleri” düzenidir her yaptığının övüldüğü, ülkenin hiçbir sorununun yazılmadığı ekonominin durumunun çok iyi olduğunu, halkın her şeyden memnun olduğunu, yönetimin her kademesinin çok iyi çalıştığını anlatan medya düzenidir.
Tayyip Erdoğan’ın demokrasiyi içine sindirememiş bir siyasi olduğu son birkaç haftadaki konuşmalarıyla, tavırlarıyla iyice ortaya çıktı.
Erdoğan ve partisinin demokrasiyle ilişkisi en başından beri tartışma konusudur. AKP hükümetinin ilk döneminde yaptığı bazı reformların demokratik sürece katkısı da açıktır. Ama şimdi anlaşılıyor ki, bütün bunlar Erdoğan için, siyasi taktikler gereği yapılmıştır. O reformların altına imza atan, Türkiye’nin AB üyeliği için ilk ciddi atılımı yapan bir siyasinin aklına gelmeyecek sözler Erdoğan’ın ağzında pelesenk oldu.
Bir başka şey daha var: Toplu iftarlar, insanların dost olması, kaynaşması düşmanlıkların unutulması, dostlukların gelişmesi içindir.
Erdoğan’ın bir toplu iftarda düşmanlık saçan, nefret dolu konuşmalar yapması üzerinde de biraz düşünmek gerekiyor.

