Haberin Devamı
Ergenekon davası ilerledikçe demokrasinin değerini hatırladık. Demokrasi varsa silah yoktur, kan yoktur. Demokrasi varsa her şey konuşulur her şey tartışılır, ama kimse kimseye bir şeyi zorla kabul ettirmeye kalkmaz.
AKP hükümetinin ilk iki yılında ciddi bir demokrasi programı ortaya çıkmıştı.
Programın çerçevesi, Avrupa Birliği adaylığının getirdiği hedefle oluşmuş, bu da topluma ciddi bir moral vermişti.
Sonra AKP o rotayı kaybetti. Kaybetmesinin nedenlerinden biri kuşkusuz, bu partinin de diğerleri gibi demokrasi ruhunu tam olarak sindirememiş olmasıdır.
Demokrasi ruhunu sindirmenin anlamı da her konuda ve herkese özgürlükten gocunmamak, en ileri demokratik hakların herkesin hakkı olduğuna gerçekten inanmaktır.
AKP eğer 2002-2003’teki rotada devam edebilseydi ne türban savaşı çıkardı ne de en tıkız siyasi tartışmalarla zaman kaybederdik.
Demokratik gelişmelerin devam etmesinin, en başta Ergenekon gibi örgütlenme ve girişimlerin maddi kaynaklarını kurutacağını da AKP ya görmemiş ya da unutmuştu.
Hemen yanı başımızda ama Batı yanımızdaki komşularımıza bakmak bile Avrupa Birliği rotasının nasıl bir toplumsal “temizlenme” yolu açtığını görmek için yeterlidir.
Tam demokrasi üzerinde uzlaşmaya dayanan bir siyasi yapı kurabilen ülkelerin yaşadıkları gelişmeler gözümüzün önündedir, ama Ankara bunları görmemek için direnmeye devam ediyor.
Ergenekon davası bazı gözlerin açılmasına vesile olarak en büyük faydayı sağlayacaktır. Her sorunun çözümünün sadece ve sadece demokrasi içinde bulunacağını gören, buna inanan, bu konuda toplumsal uzlaşmayı sağlayan ülkelerin de kendi Ergenekonları vardı. O ülkelerde demokratik kurumlaşmalar ilerledikçe bu tür bütün çıbanlar da kolayca tasfiye edildi.
Bunu CHP de artık görmeye başlamak zorundadır. CHP Türkiye’nin kurucusu olan partidir, çok partili demokrasiyi getiren partidir, Mustafa Kemal’in ve İsmet İnönü’nün partisidir. Bu partinin bugünkü görevi en ileri demokrasi için çalışmak, iktidarı da en başta bu açıdan denetlemek ve zorlamak olmalıdır.
Ergenekon davası bu açıdan bir kırılma noktası olabilir, yeter ki kamu vicdanını rahatsız edecek hiçbir uygulamaya sapılmasın ve hedefin demokrasi ve hukukun korunması olduğu sürekli olarak gösterilsin.

