Hrant Dink cinayetinin sanıklarının ülkücü bağlantıları ve toplumdaki büyük tepki en çok MHP ve BBP’yi rahatsız etti. “En iyi savunma saldırıdır” fikriyle hareket eden bu iki partinin liderlerinin rahatsızlıkları bütün beyanlarında ortaya çıktı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin rahatsızlıklarından biri “hepimiz Ermeni’yiz hepimiz Hrant Dink’iz” sloganı oldu. Bunun ne anlama geldiğini düşünmek yerine tepki göstermek sadece bu konudaki güvensizliği gösterir. Ancak Türklüklerine güvenemeyenler, Türk vatandaşı olmanın onuru konusunda kuşkusu olanlar bundan rahatsız olabilirdi. Nitekim sokak milliyetçiliği şampiyonları rahatsız oldu.
TÜSİAD’ın “suç”u
MHP Genel Başkanı bu arada hızını alamayıp TÜSİAD’a da saldırdı. Saldırının gerekçesi TÜSİAD’ın daha önce hazırlatmış olduğu “demokratikleşme raporu”nu güncelleyip tekrar açıklaması oldu.
Bahçeli mantığına göre TÜSİAD bir suç işlemiştir. O suç, Türk demokrasisinin daha da gelişmesini isteme suçudur. Çünkü Bahçeli mantığına göre ileri demokrasi istemek, Türk halkı için en ileri yaşam standartlarını istemek suçtur. Çünkü onlar fazla demokrasinin ülkeyi bölebileceğini düşünürler, korkarlar.
Bu da Türk halkına ve demokrasinin bugüne kadarki gelişim sürecine güvenmemek anlamına geliyor. Gerçi gelişmiş demokratik düzende yaşayan hiçbir ülke bölünmüş değildir. Bu ülkelerde siyasi cinayetler işlenmiyor. Bu ülkelerde halkın farklı kesimleri arasında nefret duyguları bulunmuyor. Bu ülkelerde farklı etnik kökenler üzerine ayrımcı tartışmalar yapılmıyor. Ama MHP’nin fikrine göre bunların hepsi “tehlike”dir. Ve gelişmiş demokrasi için daha neler yapılması gerektiğini araştıran, tartışan TÜSİAD da suç işlemektedir.
“Akıllı ol yoksa...”
Radikal milliyetçiliğin ya da sokak milliyetçiliğinin varlığını sürdürmesini sağlayan temel duygular güvensizlik ve korkudur. Kendine güvenemeyen, kendi ulusuna güvenemeyen, kendi kardeşine güvenemeyen, kendi halkına güvenemeyen, kendisinden başka herkesi potansiyel vatan haini olarak gören bir zihniyetin yarattığı felaketleri yaşamaya devam ediyoruz.
Hrant Dink cinayetinin sanıklarından birinin polislerin kolunda mahkemeye giderken “Akıllı ol Orhan Pamuk” diye bağırması o zihniyetin bu topluma reva gördüğü felaketlerin önemli bir göstergesidir.
“Akıllı ol” deyişi daha çok sokak argosuna, lümpen kültürüne ait bir sözdür. “Akıllı ol yoksa bacaklarını kırarım” anlamını taşır.
Hrant Dink cinayetinin faillerinden birinin Orhan Pamuk’a “akıllı ol” demesiyle, MHP Genel Başkanı’nın TÜSİAD’a “demokrasi işlerini bırak, akıllı ol!” demesi aynı kapının iki tarafıdır.
Bu lümpen milliyetçilik için Orhan Pamuk olmak da suçtur, Türk halkı için ileri demokrasi istemek de suçtur. Bu yüzden öyle uyarırlar, “Akıll ol, yoksa...” diye bağırırlar.
Demokrasi isteme suçu
Hrant Dink cinayetinin sanıklarının ülkücü bağlantıları ve toplumdaki büyük tepki en çok MHP ve BBP’yi rahatsız etti. “En iyi savunma saldırıdır” fikriyle hareket eden bu iki partinin liderlerinin rahatsızlıkları bütün beyanlarında ortaya çıktı
Haberin Devamı

