Demirel'in cevabı hakkında

Bu köşede bir süre önce yayınlanmış olan "Halimiz" başlıklı yazıda çeşitli sayılar verilerek, Türkiye'nin "olması gereken" düzeyde olmadığı anlatılmıştı

Haberin Devamı

Bu köşede bir süre önce yayınlanmış olan "Halimiz" başlıklı yazıda çeşitli sayılar verilerek, Türkiye'nin "olması gereken" düzeyde olmadığı anlatılmıştı. Dün, bu köşede enerji üretimi ve tüketimi ile ilgili rakamlara Sayın Süleyman Demirel'in verdiği cevap yer aldı. Sayın Demirel, son derece hakim olduğu enerji konusunda rakamlar vererek Türkiye'nin sağladığı ilerlemeyi anlattı. Tabii ki Cumhuriyet yönetimlerinin, birçok alanda sıfırdan başlayarak büyük ilerlemeler sağladığı bellidir. Sayın Demirel kişi başına düşen enerji tüketimi konusunda Türkiye ile Yunanistan'ı kıyaslamanın yanlışlığını anlatırken iki ülkedeki nüfus artışlarının farklı oluşundan söz ediyor. Diyor ki "Türkiye'de öyle bir nüfus artışı olmuştur ki ne yaparsan yap Batımızdaki ülkelere yetişmek zordur..." Peki bu yine uzağı göremeyen yönetimlerin bir eseri değil midir? Nüfus artışının bu ülkedeki birçok sorunun kaynağı olacağını bile bile, ama muhafazakâr duyguların üzerine gitmemek için, yani onlardan oy almaya devam edebilmek için meseleyi halka anlatıp ikna etmeye teşebbüs bile etmeyen yönetimlerin bu yaptığı, ülkeye kötülük değil midir?

Ya ne yapalım?..
Uzağı göremeyen, ülkenin gelişmesine ilişkin gerçek bir vizyonu olmayan yönetimler, düzensiz nüfus artışı konusunda halkı bilinçlendirme görevlerini de (başka birçok görevleri gibi) ihmal etmişlerdir. Sayın Demirel de dünkü açıklamasında bunu net olarak itiraf ediyor. Bir de şu cümlesi var Sayın Demirel'in: "Eğer her şey ile bugünkü Avrupa seviyesinde olsak, elektrikte de olurduk.." Bu cümle, defalarca başbakanlık yapmış, siyasi kariyerini en tepede, cumhurbaşkanı olarak tamamlamış olan Sayın Demirel'in kaleminden çıkan bu cümle, aslında her şeyi anlatmaktadır. Sayın Demirel demek istiyor ki "Hiçbir alanda, hiçbir konuda Avrupa seviyesinde olmadığımız için tabii ki en büyük gelişmeyi sağladığımız enerji üretim ve tüketiminde de o seviyede olamayız." Bu, son 40 yılda Türkiye'nin yaşadığı yönetim zaaflarının acı bir özetidir. Osmanlı İmparatorluğu'nün parçası olan ve bağımsızlığını 19'uncu yüzyılın başlarında kazanan Yunanistan birçok bakımdan Avrupa seviyesine ulaşmış, Avrupa'nın bir parçası olmuş, on yıl öncesine kadar totaliter rejimlerde yaşayan birçok Balkan ülkesi de Avrupa seviyesine hızla yaklaşmıştır... Ve Sayın Demirel'in söylediği gibi Türkiye hiçbir alanda o seviyede değildir. O zaman şunu mu yapalım: Herhangi bir alanda kendimizi Avrupa seviyesi ile kıyaslayıp moralimizi bozmayalım, kendi halimizde yaşamaya devam edelim.

Sayın Demirel, Türkiye'de elektrik üretiminde 1950 ile 2000 arasında yapılanlar bilinmeden meselenin doğru anlaşılmayacağını belirtiyor. Dün yer veremediğimiz Sayın Demirel'in mektubundaki bu bilgiler de aşağıda:

"1950'de Türkiye'nin:
* Elektrik üretimi; 790 milyon kw/saat,

* Kişi başına düşen elektrik 38 kw/saattir.

* Ülkenin nüfusu 21 milyondur.

* Ülkede 1 km dahi yüksek gerilim hattı yoktur.

* 35 bin köyün sadece 13'ünde elektrik vardır.

* Kömürle çalışan İstanbul Silahtarağa Santrali dışında tek bir büyük santral yoktur. Ülkede aydınlatma münferit küçük dizel veya buhar santralleri ile yapılmaktadır.

1960'ta Türkiye'nin:
* Elektrik üretimi 2 milyar 815 milyon kw/saate çıkmıştır.

* Kişi başına düşen elektrik tüketimi 102 kw/saattir.

* Ülkenin nüfusu 28 milyondur.

Büyük elektrik santralleri yapılmaya başlanmıştır. Bunlar arasında Seyhan, Sarıyar, Demirköprü, Kemer, Hirfanlı baraj ve hidroelektrik santralleri ikmal edilmiş, hizmete girmiştir. 10 bin km'ye yakın yüksek gerilim hava hattı yapılmıştır. Orta büyüklükte 20'ye yakın santral yapılmıştır. Ülkenin nüfusu 10 senede 7 milyon artmıştır.

1980'de Türkiye'nin:
* Elektrik üretimi 23.276 milyon kw/saate çıkmış.

* Nüfusu 45 milyon olmuştur.

* Kişi başına düşen elektrik tüketimi 554 kw/saattir.

Ülke nüfusu 20 senede 17 milyon artmıştır. Büyük santraller yapılmaya devam etmiştir. Keban Barajı hizmete girmiştir. Gökçekaya, Oymapınar, Aslantaş, Kesikköprü, Kapulukaya barajları ve hidroelektrik santralleri hizmete girmiştir. Karakaya, Atatürk Barajı, Altunkaya, Çatalan gibi hidroelektrik santralleri inşa halindedir. Elbistan - Afşin, Seyitömer, Çayırhan, Yatağan termik santralleri inşa halindedir.

2000 yılında Türkiye'nin:
* Elektrik üretimi: 125 milyar kw/saat

* Nüfusu 67 milyon

* Kişi başına düşen elektrik tüketimi 1964 kw/saattir.

2000 yılında Türkiye 200 baraj ve hidroelektrik santrali, birçok termik santral ile elektrik üretmekte ve 60 bin km yüksek gerilim hava hattı ile bunu Türkiye'nin her bir köşesine taşımakta, 35 bin köy ve 75 bin mezrası dahil, ülkenin bütün yerleşim birimlerine elektrik vermekte ve önemli sayılacak bir sanayii de beslemektedir. İddia ediyoruz ki; bu, büyük başarıdır!.."

DİĞER YENİ YAZILAR