Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, kuşkusuz hakkında en farklı değerlendirmeler yapılmış olan siyaset adamlarımızdan biridir.
Siyasete 60'ların başında girdi. Defalarca başbakan oldu, sonra cumhurbaşkanı oldu, hâlâ da siyasetten çıkmadı. Üst düzey bürokratlığı da eklenirse, siyasi hayatının yarım yüzyıla yaklaştığı söylenebilir.
Demirel'in başbakanlıkları iniş çıkışlarla, yalpalamalarla doludur.
* Radikal sağ tepkilerin sokağa inip şiddete dönüşmesi de onun zamanında, iki askeri darbe de onun zamanında olmuştur.
Böyle dönemlerin içinden gelip geçmiş Demirel'in Çankaya'daki görev dönemindeki tutumu ise kendisi hakkında birikmiş olumsuz fikirlere sahip olan birçok kişinin görüşünün değişmesini sağlamıştır.
* Cumhurbaşkanı olduğu dönemde, Türkiye yenilenmiş bir Demirel ile karşılaştı. Bu dönemde de, 28 Şubat adı verilen "postmodern" darbe gerçekleşti. Bu "postmodern" darbenin, tanklı tüfekli bir klasik darbeye dönüşmesini engelleme yolunda Demirel'in büyük çabaları olduğu söylenir.
Bu devasa birikim, halen Demirel'in ülkenin güçlü siyasi kişilerinden biri olmasının kaynağıdır. Onu seven de sevmeyen de sözünü dinler, izler oldu.
Bir iz daha bırakabilir
Bilal Çetin'e söylediklerine bakılırsa, Demirel siyaset hayatının bu döneminde merkez sağda yeni bir oluşum için kollarını sıvamış görünüyor.
Bu oluşumun ise şu anda iki adresi var. Biri Ağar'ın DYP'si, diğeri Mumcu'nun ANAP'ı. Bunların yanına yeni bir merkez sağ partinin daha katılmasının bir anlamı olmayacağını görmek için de Demirel'in birikimine sahip olmak gerekmiyor.
Buradan önümüze "aklın yolu" çıkıyor; yani DYP ile ANAP'ın 20 yıllık müdacelenin ardından bir araya gelmesi.
Bu mücadele her iki tarafa da çok şey kaybettirdi. Önce Demirel ile Özal'a kaybettirdi. Sonra Yılmaz ve Çiller ile kayıp katmerlendi.
Refah Partisi de bu kargaşanın içinden sıyrılmıştır.
Şu anda DYP ile ANAP'ın bir araya gelmesini engelleyen asıl unsurlar, bundan önceki 20 yılda olduğu gibi, sadece "kişisel"dir. Bu iki parti, bütün temel konularda neredeyse bire bir aynı görüşleri savunuyor.
Demirel "bir bilen" ve "hep bilen" olarak bu iki partinin bir araya gelmesini sağlarsa, siyaset sahnesine önemli bir iz daha bırakmış olacaktır.
Bu oluşumun gerçekleşmesi de büyük ölçüde seçimlerin zamanında yapılmasına bağlıdır.
Eğer Erdoğan fikir değiştirir ve seçimleri erkene alırsa, bu iki partiyi de en zayıf anlarında yakalamış olur.
Siyasette 24 saatte çok şey değiştiği söylenir. Şu anda da zamanın öyle hızla akıp gideceği bir döneme giriliyor.
Demirel'e dikkat
Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, kuşkusuz hakkında en farklı değerlendirmeler yapılmış olan siyaset adamlarımızdan biridir
Haberin Devamı

