Deliler evi manzaraları, Hamas gerçeği ve bilinmeyen uzaklar

Haberin Devamı

Bu hafta ilk kitabımız Hamas gerçeğini tüm çarpıcı ayrıntılarıyla gözler önüne seriyor. “Militanların, Şehitlerin ve Casusların Anlatılmamış Öyküsü Hamas”, Hamas’ı öğrenmek isteyenler için çok iyi bir kaynak niteliğinde. “Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi”, deliler evinin eğlenceli, bir o kadar da deliye çevirici hikayesini anlatıyor. Son kitap “Yolda” ise keyifli seyahat izlenimlerinden oluşuyor.


En moda terör örgütü
Türk kamuoyu “Hamas” adını İsrail’in son Gazze saldırısının ardından iyice öğrendi. Filistin Kurtuluş Örgütü’nü zayıflatmak için
“ortaya çıkarılmış” olan Hamas, tümüyle barış karşıtı İslamcı bir terör örgütü olarak büyüdü.
Bu örgütün FKÖ’nün rakibi olarak “konumlandırılması”, bütün Müslüman dünyada siyasal İslamın yükselişine bağlı olarak başarılı oldu.
İngiltere’de gazetecilik yapan Filistin kökenli Zaki Chehab (Türkçesi Zeki Şahap olabilir mi) önceki yıl yayınladığı “Militanların, Şehitlerin ve Casusların Anlatılmamış Öyküsü Hamas” adlı kitabında bu süreci anlatıyor.
Hamas’a gelişme aşamasında İsrail istihbarat servislerin, sağlam bir şekilde sızmış olduğu iddiası uzun süredir tekrarlanıyordu. Chehab’ın araştırmasından, bu olasılığın güçlü olduğu da anlaşılıyor.
Kitap 2007’de yayınlandığı için son gelişmeleri, son savaşı içermiyor, ama Hamas’ı öğrenmek isteyenler için çok iyi bir kaynak niteliğinde.
Chehab, Orta Doğu’da birçok önemli olayı izlemiş bir gazeteci olarak konuya son derece hâkim, dolayısıyla Hamas’ı bildiklerini düşünenler de bu kitabı okumalı.
İkarus Yayınevi kitabın kapağına Amerikalı gazeteci David Ignatius’un övücü bir cümlesini almış. Ignatius, kısa süre önceki Davos olayında Tayyip Erdoğan’ı kızdıran “moderatör.” O da önemli bir Orta Doğu uzmanı gazeteci ve yazar.


Bu hangi tımarhane
Ayfer Tunç son romanı “Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi” adını taşıyor. Bu ad, “en uzun roman adları” diye bir sıralamada en tepelerde yer alabilir.
Ama Ayfer Tunç, roman sanatının bütün imkânlarını kullanarak yakından tanıdığımız bir toplumun “her şeyini” anlamaya çalışıyor. Deliler evinin özelliği sakinlerinin bildik mantık düzenleri içinde yer almamaları. Bu mantık ortadan kalktığında kişiler de farklı boyutlara gidebiliyor, zaman da, mekân da.
“Biz bize benzeriz” gibi sözler aslında bu deliler evine hoşgörüyle yaklaşma çabalarının delili olmaktan ibarettir. Deliler evi, bazen herkesi deliye çevirir, içindeki herkesten nefret ettirir, bazen de en eğlenceli şekilde vakit geçirmenin doğal mekânı olabilir. Yazar, beyninde ve vicdanında biriktiği her şeyi bu kitabın 464 sayfasına dökmüş gibi görünse de, kitabın örgüsünde öyle unsurlar ve durumlar kullanmış ki, bu romanın içinden birkaç başka roman daha çıkabilir. Deliler evi sonuçta “bizim” evimiz, onun için Ayfer Tunç’un son romanını okurken çok eğlenebiliriz, herhalde yazar da yazarken çok eğlenmiştir.


Seksten ve danstan sonra...
Sunuşun ilk cümlesi kitabın ruhunu anlatıyor: “Seyahat, seksten ve dans etmekten sonra insanların hayatta en fazla zevk aldıkları fiziksel aktivitedir.” Bu cümleyle başlayan bir kitabı sonuna kadar okumamak imkânsız. Buket Uzuner “Yolda” kitabına o cümleyle başlamış, sonuna kadar da aynen götürmüş.
Seyahat izlenimleri, kimilerine kolay gibi gelir, ama en zor yazı alanıdır. Seyahat izlenimi yazarken önce göz gerekir ve gözün farklı bir şeyler görmesi. O gözün yeni bir yer, yeni bir şehir, yeni bir dünya gördüğü için heyecanlanması gerekir ki “seyahat izlenimi” denen şey sıradan olmasın. Buket Uzuner, yeni karşılaştığı her şehirde, yolda gördüğü kendisi için yeni her kişide, başkalarının çok zor görebileceği dünyalar ya da ayrıntılar görüyor. “Yolda”, seyahati “zevk”in üçüncü sırasında olmasa da önemli bir hayat faaliyeti olarak görenlerin çok seveceği bir kitap. Her bölümün sonuna konulmuş yemek tarifleri beni ilgilendirmedi, ama yemek yapmayı sevenlerin ilgisini çekebilir.

DİĞER YENİ YAZILAR