Değişim ve medya

Haberin Devamı

Değişimden, Türk toplumunun değişim ihtiyacından ve talebinden bahseden dördüncü kuvvetin “değişimin” neresinde olduğunun üzerinde durmanın zamanı geldi, geçiyor.
Bugün Türk toplumundaki derin bölünmeden şikâyet ediyorsak, medyanın derin bölünme sürecinin neresinde durduğunu da iyice düşünmek, tartışmak zorundayız.

Büyük siyasi ve toplumsal olaylar bütün kurumları sınava sokar. Yakın geçmişe baktığımızda, örneğin post-modern darbe adını bizzat icra edenlerin taktıkları olayda medyanın ana refleksinin “devletçi” olduğu bütün ayrıntılarıyla kanıtlandı. Medyanın içinde yer alan her kurumun bir “ana eğilimi”, toplumun içindeki kimi duyarlılıkları daha çok öne çıkaran bir “duruş”u vardır. O “ana eğilim”, diğer “eğilimleri” düşman, vatan haini olarak görme ve gösterme eğilimine girdiğindeyse bugün yakınılan bölünme “tehlike”si de baş göstermiş demektir.

***

“Köşe yazısı” denilen yazılara ayrılan alanın, o alanın tepesinde fotoğrafı olan şahsın tapulu malı olmadığını; kendi ruh ve duygu âlemindeki titreşimleri aktaracağı bir alan olmadığını gazetecilik okullarında öğretmeye çalışıyorlar.

“Köşe yazısı” alanı, olayların ve fikirlerin değerlendirilmesinde farklı ve yeni bakış açıları kazandırma, toplumsal gelişmeleri tahlil ederek okurun zihinsel dünyasına boyut getirme çalışmalarına ayrılmış olan alandır. O “alan”ı temennileri destekleyecek temelsiz tahlillerle doldurmaksa, okura yapılacak en büyük kötülüktür. Bunun en ağır örnekleri 12 Haziran seçimi öncesinde bol bol görüldü. CHP’nin yüzde 30’u aşacağı ve iktidarı zorlayacağı yönündeki yazılar, okurlarını da belli bir beklenti içine soktu. Türkçesi, görevini kötüye kullananlar okurunu yanılttı.

***

“Taraftarlık” ya da “karşıtlık” tavrı, gerçeği aktarma, farklı bakış açıları geliştirme çabalarından her zaman daha çok alkış alır. Buradaki âdeta karşılıklı “uyuşturma” etkileşimi, köşe yazarını daha fazla taraf ve daha sert olmaya, okuru da daha sert yazı ve yorum beklemeye yönlendirir.

Türkiye’de bölünmenin medyaya yansıması ya da medyanın bölünmeye katkısı bu şekilde yaşandı.

CHP iktidara geldi geliyor havası yaratanların 13 Haziran günü hiçbir şey olmamış gibi devam edip gitmeleri de çok doğaldır, çünkü okurlar “bizi yanılttın” demiyor.
Türk medyası, değişen, değişim isteyen Türk toplumuyla tekrar doğru bir ilişki kurmak için önce yakın geçmişini kendi içinde değerlendirmek durumundadır. Değerlendirmeye 28 Şubat’taki tutumlar da dâhildir, “sızdırma habercilik” tartışması da dâhildir, “demokrasiyi mi koruyacağız devleti mi savunacağız” sorusuna artık açık bir cevap vermek de dâhildir. Ve tabii “Köşe yazarı kimdir, görevi nedir” sorusunu sürekli sormak da dâhildir.

DİĞER YENİ YAZILAR