Dayatma fobisi

Haberin Devamı

Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği gündeme geldiğinden beri, bir kısım insanımızda “dayatma fobisi” ortaya çıktı. Bu fobi, dışarıdan, başkasından gelen her fikir ve önerinin bir “dayatma” ve Türkiye’nin aleyhine olduğu inancından kaynaklanıyor.

Üstelik bu fobinin ilk sahipleri ve sürekli besleyicileri, ırkçılığın kıyısında dolaşan radikal milliyetçi çevrelerdir.

Aynı çevreler demokrasinin de aslında dışardan gelen bir dayatma ve ülkeye zararlı olduğunu için için düşünürler ama bunu açıkça söylemezler, bazen boş bulunup ağızlarından kaçırırlar.

Avrupa Birliği, bütün üye adaylarına aynı şeyi söylüyor: Eğer bizim ailemize katılacaksanız, bizde geçerli olan şu şu ilkeleri benimsemeniz ve uygulamanız gerekiyor...

Sıralanan ilkeler ise sadece gelişmiş toplumları daha da geliştiren ve daha güçlü kılan bir hayatın ilkeleridir.

***


Hükümetin sonradan “Demokratik Açılım” dediği ve özellikle Kürtlerle ilgili haksızlıkları düzeltecek demokratik reform girişimi de başından beri “dayatma fobisi”ni ayaklandırdı. Onlara göre bu bir Amerikan planıdır, Avrupa dayatmasıdır.

Dayatma fobisiyle malul olanlar, bizlerin, Türk toplumunun kendi aklıyla, bilinciyle, bilgi birikimiyle herhangi bir reform, yenilik yapamayacağı kanaatindedir. Türkiye’deki Kürtlerin demokratik haklara sahip olmaları, eğer batı da aynı görüşteyse, kötü bir şeydir. Çünkü bizimle ilgili dışardan gelen her öneri aslında bizim kötülüğümüzü istemektedir.

Kuşkusuz ABD’nin Irak ve Kuzey Irak’ın geleceğiyle ilgili planlarının başarısı için Türkiye’deki Kürt sorunun çözülmesi, Türkiye’nin Kuzey Irak’taki Kürdistan ile ilişkilerinin iyi olması önemli bir unsurdur. Avrupa da Kürt meselesini demokrasi etiği ve insan hakları konusu olarak sahiplenmiş, hatta sahiplenişini zaman zaman teröre dolaylı desteğe kadar vardırmıştır. Ama bütün bunlar Türkiye’nin bir iç sorunu olan Kürt sorununu demokrasi açısından ele alıp çözmemesinin gerekçesi olamaz. Tam tersine; olsa olsa yapılan doğru bir işin dünya tarafından da anlaşılması, bir ek güven duygusu yaratır.

***


Dayatma fobisini üzerinden atamayanlar için eski konulardan biri de hep Ermeni meselesi ve Ermenistan ile ilişkiler olmuştur. Türkiye ile Ermenistan arasında varılan son anlaşma ve imzalanan protokol bu eski fobiyi yine canlandırdı. Onlara göre ABD ve Avrupa, hatta ayrıca da Rusya Türk-Ermeni ilişkilerinin iyi olmasını istiyorsa tam tersi yapılmalı, bu ilişkiler kötü durumda bırakılmalıdır.

Bu fobinin sahipleri, kendi akıl ve mantıklarına, bilgi ve tecrübelerine güvenemediklerinden doğruyla yanlışı ayırt etmek için böyle basit bir ayrımla düşünürler. Dayatma fobisi kendine, toplumuna güvensizliğin en üst aşamasıdır ve ne yazık ki her alanda Türkiye’nin elini ayağını bağlayan bir hastalık olarak yaşamaya devam ediyor.


DİĞER YENİ YAZILAR