Adamın adı Charles Darwin. Canlıların gelişimiyle ilgili büyük bir buluş yapmış ve bilime çağ atlatmış bir kişi. Darwin’in evrim teorisi, dinlerin yaradılış inancıyla uyumlu olmadığı için, inançlar üzerinden iktidar sağlayanları hep korkutmuştur. Bu yüzden Darwin, din-bilim çatışmasının sembol ismi olmuştur.
TÜBİTAK’ın, adında “bilim” ve “teknik” kelimeleri bulunan kuruluşun yayınladığı “Bilim ve Teknik” Dergisi gerçekten ülkemizde bilime ilginin gelişmesi yolunda büyük katkıları olmuş bir yayındır.
Daha önceki farklı iktidarlar ne TÜBİTAK’ı ne de yayınlarını bir iktidar alanı olarak görmüştür, yakın döneme kadar. TÜBİTAK’ın kendi alanındaki başarılı çalışmaları bir süre önce siyasi iktidar sahiplerinin dikkatini çekmiş ve bu kurum da “iktidar alanları” arasına dahil edilmiştir.
İşi bilimsel çalışma olan bir kurumun siyasi iktidarın kontrolü altında olmasının aslında bir anlamı olamaz. Böyle bir kurumun başına ancak kurumu yönetecek ehliyete sahip kişiler atanır ve onlar da görevini yapar. Görev alanları siyasetle, iktidar mücadeleleriyle ilgili bir alan değildir.
Biz öyle sanırdık, meğer değilmiş. TÜBİTAK da bir iktidar alanıymış ve bu iktidar alanının önemi, bilimi dinsel denetim altında tutmakmış.
Bu yıl, Darwin’in 200’üncü doğum yılı olması dolayısıyla UNESCO tarafından “Darwin Yılı” olarak ilan edilmişti. Bilim ve Teknik Dergisi de yayıncılık açısından doğru ve doğal olarak son sayısında geniş bir Darwin bölümü hazırlamıştır. Sonuç, bilim tarihine geçecek rezilce bir sansür olmuş, kurumun yönetimi müdahale edip Darwin bölümünü dergiden çıkartmıştır.
Darwin sansürü, bilime ve eğitime belli bir bakışın, akıl dışı bir bakışın ürünü, ülkemiz tarihinin de en karanlık noktalarından biri olarak kayıtlara geçecektir. Ve ne yazık ki bu kara noktanın sorumlularının isimlerinin başında “bilim adamı” unvanları da vardır.
Bu olay “mahalle baskısı”nın boyutlarından birini daha ortaya koymuştur. Bilim adamı unvanlı kişilerin böyle bir sansür uygulamasına kalkmasının, “yukarıdakileri rahatsız etmemek” dışında bir gerekçesi olamaz.
“Mahalle baskısı” bilim insanlarını, bilimci unvanı olanları; işleri bilim ve teknoloji olan aydınları da böyle icraatlara yönelttiği zaman gerçek mahallelerde neler olacağını açıkça göreceğiz. Orta öğretimde hoşuna gitmeyen ya da dini inancına uymadığını düşündüğü konuları atlayan öğretmenlerle karşılaşmamız da uzak değildir.

