Darbelerin arkası

Haberin Devamı

2004 yılında bir kez daha demokrasiye “ara verme” girişiminde bulundukları iddia edilen üst düzey komutanların ifade vermeye çağrılmasıyla Ergenekon soruşturması da asıl mecrasına girdi.

Cumhuriyet tarihimiz boyunca askeri müdahaleler söz konusu oldu, bazıları gerçekleşti, bazıları gerçekleşemedi.

Daha 1950 yılında, seçimi Demokrat Parti’nin kazanması üzerine bazı askerlerin İsmet İnönü’ye gidip müdahale önerisinde bulundukları, İnönü’nün ise bu önerileri sert şekilde reddettiği biliniyor.

İsmet İnönü 1960 sonrasında da Silahlı Kuvvetler içindeki cunta yapılanmalarına kesin olarak karşı çıkmış, her fırsatta bu tavrını açıkça göstermiştir. 60’ların sonunda eski Demokrat Partililerin affını sağlarken, yine asker içinden gelen tepkilere karşı durmuştur.

***


Askeri müdahalelerden medet uman bir mantık vardır ve bu mantığın altında halkın çeşitli nedenlerle gerici partilere oy verdiği, bu partileri iktidara getirdiği ve demokrasinin işleyişi dolayısıyla ülkenin sürekli olarak tehlikeye düştüğü, irtica tehdidi altında olduğu düşüncesi yatar.

Ama bütün askeri müdahalelerin de devamında müdahalenin asıl siyasi hedefinin tersi sonuçlara yol açtığını görmemek mümkün değil.

1960’ta DP devrildi, üç yıl sonra DP’nin devamı seçimi kazandı.

1971’de Demirel devrildi, sonra geri geldi.

1980’de irtica ve bölünme korkusu temel nedendi ama ardından siyasi İslama dayalı partiler güçlendi, milliyetçi Kürt hareketleri de PKK’yı kurarak en büyük ve uzun Kürt isyanını başlattı.

28 Şubat’ta Erbakan gönderildi, Erbakan’ın partisinin içinden çıkan kadroların kurduğu parti arka arkaya 4 seçim kazandı...

***


Askeri müdahalelerin asla çözüm olamadığı; tam tersine, çözmek istediği sorunları daha da karmaşık hale getirdiği ortada. O zaman niye 2004 yılında bile hâlâ darbe hazırlığı yapılabiliyor, 2008 yılında siyasete müdahale planı hazırlanabiliyor?

Bunun cevabını siyaseti demokrasinin kuralları içinde yapamayan bir kısım sivilin asker üzerinde oynadıkları oyunlarda bulabiliriz.

“Ordu gelsin, onu çağırdığım için ben de koltuk kapayım” diye düşünen, bunun rüyasıyla yaşayan sivillerden Ankara’da çok vardır. Ve Silahlı Kuvvetler’e asıl kötülük bunların çok geride kalmış gerici siyaset tarzlarından geliyor.

Son dönemde asker kişilerin içinde bulunduğu, siyasete demokrasi dışı müdahale hazırlıklarının yargı önüne çıkması Türkiye’de gerçek bir demokrasi hamlesinin, Türkiye’nin uygarlık sınıfında yükselmesinin miladıdır.

Bu gelişmenin tamamlanması, demokrasi dışı silahlı müdahalelerin tümüyle tarihe gömülmesi için 12 Eylül’ün de yargı önüne çıkması gerekiyor.

12 Eylül askeri yönetimi, ülkeye verdiği zararın, binlerce kişiye yapılan işkencelerin, siyasi İslamın el altından desteklenmesinin, bugün şikâyet edilen cemaatlerin yolunun açılmasının hesabını vermek zorundadır.

DİĞER YENİ YAZILAR