Haberin Devamı
Demokrasi meseleleri konuşulurken, bazı ülkeler için “onlara uygun değil” diyenler çıkar ve çoğu bizim yakın çevremizdeki ülkelerin isimlerini sayarlardı.
Bizim için de öyle düşünenler vardı, bize de kısıtlı bir demokrasinin yeterli olduğunu, zaten halkın fazla demokrasi istemediğini ciddi ciddi savunanlar vardı, hâlâ da var.
Tunus ve Mısır birer “polis devleti”ydi. İkisinde de en büyük “istihdam” alanları açık polis, gizli polis gibi örgütlerdi.
Doğu Almanya da öyleydi...
Bu ülkelerin halklarının bunca polis gücüne rağmen “yeter artık” diyebileceklerini düşünenler de saf ya da aşırı iyimser demokratlar olarak görülürdü.
Tunus’un hemen ardından Mısır halkının ayaklanması dalganın boyunun büyüyeceğini gösteriyor. Birçok siyasi analist, Ürdün’ü, Suriye’yi, Yemen’i göstermeye başladı.
Sıra dini kurallara göre yönetilen ve rejimleri Batı ile yakın ilişkiler kurarak, paranın gücünü kullanarak ayakta kalmaya çalışan Arap ülkelerine de gelecek.
Bu dalga sadece çağ dışı diktatörlük rejimleri için değil, demokrasiyi tartışılır hale getirmeye çalışan herkes için ciddi bir uyarı.
Bizde de hâlâ demokrasiyi tartışma alanı yapmaya çalışanlar olduğu için, bu dalganın gücünü onların da görmesi gerekiyor.
Demokrasiden zarar gelmeyeceğini Türk halkı da öğrendi. Korkular besleyenlerin, büyütenlerin aslında kendi kurulu düzenlerini koruma derdinde olduklarını da gördü. Buna dayanarak Türkiye’de demokrasiden dönüş olmasının çok zor olduğunu, hatta mümkün olmadığını söyleyebiliriz.
Ama buna dayanarak sürekli bir denetimin gerekmediği düşünülemez.
Sürekli denetlenmesi gerekenler her türden yöneticilerdir. Her şeye rağmen, onlar hâlâ demokrasinin bir sürekli “hesap verme” rejimi olduğunu unutma eğilimine girebilmektedir.
Artık Türkiye’de de “insan” “esas” olmaya başladı. En başta topluma yön verme iddiasında olanlar bu gerçeği hazmetmek bir yana, bütün hücrelerinde hissetmek zorundadır.
Herkes Tunus’u, Mısır’ı iyi okumalıdır. Yarın Suriye’yi, öbür gün İran’ı da doğru okuyacağız ki insanın “özgürlük” dalgasının karşısında durmaya kalkmayalım.

