Daha çok temizlik gerek

Türk halkı sandıkta "toptan" bir temizlik yaptı. Ama temizliğin sadece sandıkta yapılmasıyla iş bitmiyor...

Haberin Devamı

Türk halkı sandıkta "toptan" bir temizlik yaptı. Ama temizliğin sadece sandıkta yapılmasıyla iş bitmiyor. Daha çok temizlik olması gerektiğini, daha çok kişinin evine gitmesi ve susması gerektiğini anlamak için televizyonlara bakmak yeterli. Örneğin üniversite mensubu bir hanım şöyle diyor: "Piyasalara niye bağlı olacakmışız. Her şeyi piyasalar mı belirleyecek? O zaman seçim de yapılmasın!"

Üniversitede ders okutan, gazetedeki köşesinde haftada birkaç kez yazan bu yazar-bilim kadınına hiç kimse ekonominin ne olduğunu ve ekonomisi durmuş bir ülkenin ne duruma düşebileceğini söylememiş. Hatta kendisi de herhalde gazete bile okumuyor ki son krizlerden, borçlardan, IMF'den, işsizlikten haberdar değil.

Sizin mesleğiniz neydi?
Türkiye'nin Amerika ile birlikte savaşa girmediğine çok kızan bir gazeteci-yazar var. Bu gazeteci-yazar önce "devrimci" oldu, sonra "Maocu" oldu, sonra "Filistinci" oldu, sonra "İran İslam devrimcisi" oldu. Şimdi hem yazıyor ve hem anlatıyor ki Amerika büyük bir zafer kazanarak bütün Ortadoğu'nun tarihini yazacaktır. Bir başka gazeteci-yazar anlatıyor: "Tezkere oylaması öncesinde bana Ankara'dan telefon geldi. Tezkerenin geçmesinin tehlikede olduğunu öğrendim. Bunun üzerine AKP yöneticilerini arayıp uyardım. "Bu gazeteci-yazar da mesleğinin insanları bilgilendirmek, halkı uyarmak olduğunu çoktan unutmuş olmalı ki görev olarak kendine AKP hükümetini uyarmayı seçmiş. Sorumlu koalisyon...Başka gazeteci-yazarlar da AKP'yi alkışla karşıladıklarını, ondan önce Ecevit'in üçlü koalisyonunu alkışla karşıladıklarını, ondan önce Mesut Yılmaz'ı alkışla karşıladıklarını, ondan önce de Tansu Çiller'i yoğun alkışla karşıladıklarını unutarak Türkiye'nin son on yılda çok kötü yönetildiğini şimdi fark etmiş vatandaşlar olarak yazıyor ve anlatıyorlar.
Türkiye'yi bu duruma sadece sandıkta süpürülen siyasiler getirmedi. Siyaset-medya-iş dünyası ittifakı getirdi.

Her hükümet ve bakan değişikliğinde Ankara'ya koşarak bağlılık bildiren "işadamları"...
Hükümetleri kendilerinin değiştirdiğini ve yönettiğini düşünen gazeteci-yazarlar... Onlar tarafından havaya sokulan, güçlerinin farkına vararak "havaya giren" siyasetçiler... Türkiye'yi bu kadar gerileten bu üçlü koalisyondur.

Ne kadar çabuk gelirse...
Güce tapmanın, hep güçlünün yanında olarak kendini korumanın ve kollamanın, hatta bu sayede çıkar sağlamanın insani bir zaaf olduğuna kuşku yok. Ama bir ülkede bu zaaf "faaliyefin esası haline gelmişse, o zaman her şey tepe üstü gider. Türkiye'de de aynen bu olmuştur. Irak savaşı, Türkiye'nin nerelerinin çöktüğünü ya da söküldüğünü göstermesi açısından çok faydalı olmuştur. Türkiye'deki TV kanallarında söylenenlerle başka ülkelerin TV'lerinde, gazetelerinde tartışanları yan yana koyunca manzara çok netleşmekte ve "birilerinin" durumu iyice "sırıtmaktadır". Türkiye'de bir temizlik dalgası daha, ne kadar kısa sürede gelirse bundan sonraki kuşaklar o kadar zaman kazanacaktır.

DİĞER YENİ YAZILAR