Merkez Bankası Başkanı geçtiğimiz haftalarda sürekli uyardı. ABD’de, 1929 bunalımından bile daha büyük olarak nitelenen bir mali bunalım var. Bunun bütün dünya üzerinde etkileri olması kaçınılmaz.
Türk ekonomisinin kırılganlıkları belli ve bu bunalımın bize yansıması da kaçınılmaz.
Bunları ekonomi uzmanları söylüyor. Kimileri daha iyimser yorumlar getiriyor, etkilerin daha hafif olabileceğini düşünüyor, bazıları da bunalımın devam ettiğine dikkat çekiyor ve hangi noktalara gideceği bilinmediği için şimdiden tedbir alınmasını öneriyor.
Türk ekonomisi için dün iki önemli alarm geldi. Biri, enflasyonun beklenmedik ölçüde yüksek çıkması, diğeri de uluslararası değerlendirme kuruluşu Standard and Poor’s’un Türkiye’nin kredi notu görünümünü negatife çevirmesidir.
AKP hükümetinin ekonomik alanda iki başarısı oldu. Kemal Derviş tarafından temelleri atılmış olan ekonomi politikalarına el sürmedi, Uluslararası Para Fonu ile Dünya Bankası desteğiyle yürütülen bu politikalarda herhangi bir gedik açmadı. Avrupa Birliği reformlarında bir dönem sağlanmış olan önemli gelişmeler de yabancı sermaye girişinin temeli oldu.
Standard and Poor’s’un ülkenin kredi notu görünümünü “durağan”dan “negatif”e değiştirmesi, hükümetin siyasi krizi yönetemeyeceği ve ekonomi yönetiminde de etkili olamayacağı görüşüne dayanıyor.
Kısacası Batı, AKP’nin bugünkü önemli krizlerin içinden çıkabileceği konusunda kuşkulu. Buradan giderek de uluslararası ekonomik bunalımın Türkiye’de daha etkili olacağı sonucuna varıyor.
Ekonomik bunalım kapımıza yaklaşırken AKP karşıtı çevrelerin bir senaryosu da yavaş yavaş dillendiriliyor. Buna göre popülist politikaları ve dini referansları kullanması dolayısıyla sandıkta zor geçilecek olan AKP’nin siyasi sonunu ekonomik kriz getirecek. Kimileri için bu bir temenni... Ama ekonomide bir kez daha dibe vuracak olan Türkiye’nin başka gerçekleri görmesinin ancak bu şekilde sağlanabileceği öngörüsü içinde Türk halkının bir kez daha büyük faturalar ödemesi gerçeği de bulunuyor. Enflasyon tekrar yükselecek, esnaf kepenk kapatmaya başlayacak, işsizlik dalgası bütün toplumu saracaktır. Böyle bir durumu siyasi nedenlerle istemek için gözlerin aşırı kararmış olması gerekiyor.
AKP şu anda hükümettir ve ekonomik bunalımın yansımalarını en doğru ve etkili şekilde yönetmekle yükümlüdür. Yükümlülüğünü yerine getirebilmesinin birinci şartı da girdiği “kapanma” ve günlük sıkıntılara sıkışma durumundan çıkmasıdır. Bu yolda herhangi olumlu bir işaret görülmüyor ama tekrar edelim, Türkiye’yi siyasi bunalımın üzerine gelecek ekonomik bunalımın yıkıcı etkilerinden korumak, ülke yönetiminin asıl görevi ve sorumluluğudur.

