Haberin Devamı
Hedef “dağdakilerin indirilmesi” olarak konuluyor. Bu hedef eksiktir.
Olması gereken, “dağdakilerin indirilmesi ve bir daha kimsenin dağa çıkmayacağı koşulların hazırlanması”dır.
Kuzey Irak’taki PKK üslerine yönelik askeri operasyonların başarı haberleri geldikçe bazı çevreler “daha çok vuralım, bu işi bitirelim” havası içinde konuşuyor.
Kuzey Irak dağlarındaki üç bin, dört bin, beş bin PKK üyesinin yok edilmesiyle terörün kaynaklarının yok edileceğini zannedenler, ne yazık ki hâlâ var. Bunlar aşağıdaki koşullar değişmediği sürece bir süre sonra yok edilenlerin yerini üç bin, dört bin, beş bin başka gencin alabileceğini görmüyor.
“Dağdakilerin indirilmesi” hedefi konuşulduğunda da “pişmanlık yasası” olarak bilinen yasanın canlandırılmasından ya da yenilenmesinden affa kadar birçok çözüm önerisi de gündeme geliyor.
Bu önerilerin konuşulmasında asıl önemli olan, Türkiye’nin, kanın durmasını sağlamak için “son” fedakârlıklara hazır olduğunu göstermesidir. “Fedakârlık” affa kadar giden bir süreç olmak zorunda da değildir. Burada önemli olan, dağdaki gençlerin bundan sonra Türkiye’nin “eski” Türkiye olmayacağına inanmalarıdır.
Sorun üç beş kişinin dağdan inip eski arkadaşları hakkında bilgi vermesi de değildir. Bu her zaman olur ve oluyor. Asıl hedef, dağdan inen herkesin, hukuk devletin güvencesi altında olacağına, indiği andan itibaren kendisine ve ailesine karşı herhangi bir “intikamcı” amaçla yaklaşılmayacağına inandırılmasıdır.
Şu anda bu inancın sağlanmasına yönelik en önemli unsurun, DTP’lilere yönelik polisiye ve adli icraatlar olduğu da belli. Dağdaki insan, aşağıda, “ovada” yasal platformda siyaset yapanların karşılaştığı sorunları gördüğü zaman inmeyi aklına getirmez.
Burada DTP’nin ve DTP’lilerin yanlışlarını, yanlış konuşmalarını gerekçe göstermenin, “devlet hukukun gereğini yapar” gibi büyük sözleri tekrar etmenin fazla bir anlamı yok. DTP’lilerin yanlışlarını önemsiz ve anlamsız kılacak olan da yine Türkiye’nin ana politikalarında gösterdiği kararlılık olacaktır.
Şu anda en açık şekilde sorulması ve cevabı da önyargısız bir şekilde aranması gereken soru, “dağdakiler nasıl iner” sorusudur. Bu soruyu sormadıkça ve en açık cevapları aramadıkça dağdakiler orada kalacaklardır.
Kuzey Irak dağlarındaki temizliğin arkasının gelebilmesinin ve bu askeri başarının kalıcı olmasının şartı, bizim dağlarımızın boşalmasıdır.

