Kuzey Irak’taki PKK faaliyetleriyle ilgili olarak önemli gelişme sağlandığı, Irak Devlet Başkanı ve Kürt lider Talabani’nin sözlerinden anlaşılıyor.
Talabani, PKK’nın silah bırakması için girişimde bulunacaklarını söylerken, Türkiye’nin dağdakileri indirme konusunda adım atması gerektiğini de hatırlattı. Aslında bu hatırlatmaya gerek de yok, uzun süredir fazla açık olmasa da üzerinde kafa yorulan konu bu.
Irak ve Kuzey Irak yönetimi açısından birinci öncelik, olaylar üzerine buraya kaçmış olan Türk vatandaşı Kürtlerdir. Kuzey Irak yöneticileri için bu kişilerin Türkiye’ye “sağ salim” dönmelerini sağlamanın önemli olduğu anlaşılıyor, ki bu da onlar açısından da sorunun tümü açısından da önemli noktalardan biridir.
Türk vatandaşı olup ancak çeşitli nedenlerle Kuzey Irak’ta yaşamak durumunda bulunan Kürtlerin geri dönüşü için “idari” tedbirler bile yeterli olabilir.
Ancak asıl sorun hâlâ dağdakilerin indirilmesidir.
“Dağdan indirme”nin sadece askeri yöntemlerle mümkün olmadığı 25 yıllık tecrübeyle sabit. Artık yeniden bunun tartışmalarına girmek yerine “dağdan inişi” sağlamanın yöntemlerini bulmak gerekiyor.
Bundan önce de bu yolda bazı adımlar atıldı, yasal düzenlemeler yapıldı. Fakat “güven” unsuru yeterince ortaya çıkmadığı, çıkarılamadığı için o düzenlemelerden sonuç alınamadı.
Şu anda dağdakilerin inmesi gerçekten isteniyorsa, Ankara’nın “samimi” olduğuna devletin “doğrudan terör eylemi yapmamış olanlara kucağını açtığına” inancın, güvenin sağlanması gerekiyor.
Başbakan’ın ağzından, konuya ilişkin çok geride kalan sözler çıkmış olması şu anda engelleyici bir unsurdur. Bu unsuru ortadan kaldıracak olan, yine Başbakan’ın kendisidir. DTP’nin durumu da yakında öne çıkacak ve kapatma davasının sonucu “hava” değişiminin yönünü belirleyecektir.
Dağdakilerin inmesi ve Kuzey Irak’takilerin geri dönmesi için atılacak her “samimi” adım karşılığını görecektir. Talabani’nin sözleri bu yönde umut veriyor. Türk halkından da buna bir itiraz gelmesi mümkün değildir, herkes “yeter artık” noktasında birleşmiş durumda.
Genç’in açıklaması
Dünkü yazımızda, Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç’in bir konuşmasında iktidar milletvekilleri için “alınlarına sıkacaksın” ifadesini kullanmasına dikkat çekmiştik. Kamer Genç, sözünün “sıkacaksın” şeklinde olmadığını, “ne söylesek kayıtsız duruyorlar alınlarına mı sıkalım” şeklinde olduğunu ve şiddeti destekleyen herhangi bir ifade kullanmasının mümkün olmadığını söyledi.
Anadol ve Arıtman
Cumhurbaşkanı Gül ile ilgili olarak en kaba ırkçı tavırları sergilemeye devam eden CHP’li milletvekili ile ilgili olarak CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, bir insanlık suçu olan ırkçılığı desteklemesinin ya da savunmasının söz konusu olmadığını, hatta kendisine bu konuyu soran gazeteciye “hiç kimsenin soyunun sopunun önemi yoktur” dediğini söyledi. Kemal Anadol, “Ermenilerden özür diliyorum” kampanyası ile ilgili olarak da olumlu ya da olumsuz bir yorum yapmadığını, sadece “Cumhurbaşkanı’nın Erivan gezisiyle açtığı yolun devamı olabileceğini” söylediğini belirtti.
Bu arada ırkçı milletvekilinin sadece “televizyonlara izinsiz çıkma” şeklinde bir yazılı uyarı yapıldığını doğruladı. O şahsın ırkçı tavrını sürdürmesi karşısında CHP’nin yetkili organlarının bir davranışı olup olmayacağı konusunda Kemal Anadol da bir şey söylemiyor.

