Dağa çıkışları durdurmak

Haberin Devamı

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ’un görevine başlamasının hemen sonrasında yaptığı Güneydoğu gezisindeki görüşmelerinde üzerinde durulan ana konu “dağa çıkışların nasıl durdurulacağı” olmuştu.

Bu konu konuşulduğunda da 40 yılı aşkın süredir tekrarlanan mesele, Güneydoğu’nun ekonomik ve toplumsal geri kalmışlığıdır. Terör örgütünün her saldırısının ardından “ekonomik önlemler” den söz edilir. Ama kimse bugüne kadar Güneydoğu bölgesine yönelik kaç ekonomik paket hazırlandığını, bunlardan kaçının “vurgun” larla buharlaştırıldığını kaçının kâğıt üzerinde kaldığını söylemez.

Gençlerin PKK etkisine girip, hayatlarını büyük tehlikeye attıklarını bilerek ellerinde silah dağlarda dolaşmalarının “ekonomik” nedenleri hep tekrarlanır. Bu genç insanların gelecek umutları çok zayıftır, yok gibidir, dağa çıkarak hayatlarına kısa süre için de olsa bir anlam katmaya çalışırlar. Dağa çıkıştan itibaren de diğer sorun, yani “dağdan inememe” sorunu başlar. Yaptığı yanlışı fark etmiş olanlar bile dağdan inememektedir. Çünkü aşağıda kendilerini neyin beklediğine dair korkuları büyütülür.

***


Şu ana kadar uygulanan politikalarla, karmaşık “pişmanlık yasaları” ile ne dağa çıkış önlenebilmiş ne dağdan iniş sağlanabilmiştir.

Bu meseleyi de açık şekilde tartışmak, soruna çözüm üretmeye çalışmak yerine Ankara’da bütün konuşanların birer “sivil general” edasıyla askere askeri akıllar vermekte oluşları da dikkat çekicidir.

Dağa çıkışları önlemek siyasetin görevidir, dağdan inişleri sağlamak da siyasetin görevidir siyaset görevini yaptığı halde dağdan inmemekte ısrar edenleri etkisiz hale getirmek de askerin görevidir.

Siyasiler askere “haydi yürüyün” demeden önce kendi görevlerini ne ölçüde yerine getirdiklerini de açıklamakla yükümlüdür. Örneğin genel başkanı en sert çıkışları yapan CHP’nin Güneydoğu illerinde doğru dürüst örgütü bile yoktur. Kendi görevini yapmamıştır, bir siyasi parti olarak bölge halkını yanlış etkilerden kurtarmakta tam bir başarısızlığa uğramıştır. Kendi görevini yapmadığını gizlemek için de en sert nutuklarla askere “haydi yürüyün” demektedir.

Terör örgütü kurulduğu ve ilk eylemlerini yaptığı sırada henüz doğmamış olanlar bugün ellerinde silah dağda dolaşıp kendi yaşıtı askerleri şehit etmeye devam ediyorsa siyaset görevini yapmamış demektir. Siyasetin görevini yapmadığı zaman da askerin görevini yapmakta zorlanmasından daha doğal bir şey yoktur.


DİĞER YENİ YAZILAR