70'li yılların ortasına kadar Türkiye'de bakanlık çok önemli bir görevdi. Bakanlar ister CHP'li, ister DP'li, ister AP'li olsunlar, çok ağırlıklı insanlardı. İcraatları görevli oldukları bakanlıklara damgasını vurur, herkes de bakanları tanırdı.
Sonra bakanlıkların bir siyasi iktidar aracı olarak kullanılması dönemi geldi. Parti liderleri için bakanlık atamaları daha çok parti içi iktidarla ilgili bir mesele oldu.
Bunun ardından "transfer" dönemi geldi, bu kez bazı kişiler bakan olmak için parti değiştirmeye başladılar.
Koalisyon dönemleri de bu gidişin üzerine tuz biber ekti, paylaşma daha rahat yapılabilsin diye bakanlık sayıları artırıldı. Bakanlık atamaları ağır pazarlık konusu oldu. Hatta "dışardan" insanlar parti liderlerine baskı yaparak bakan ataması yaptırır oldu.
Bu dönem içinde bazı bakanların küçük ya da büyük nüfuz suiistimallerine alışıldı. Ticaret yapan bakanlara bile alışıldı. Hatta yolsuzluktan hapis yatan bakanlar bile gördük.
Hepsi hesap vermeli
70'lerin ikinci yarısında bakan olmak için parti değiştiren ve rüşvet aldığı için hapis yatan kişiler futbol sahası tribünlerinde cakalı cakalı oturuyor. Ticaret yapan bakanlar parti genel başkanlığına kalkışabiliyor. Çünkü onlar kamuoyunda bu konularda hassasiyetin yok mertebesinde olmasına güveniyorlar. "Halk alıştı" diyorlar.
Oysa yanılıyorlar, kamuoyu bu konudaki hassasiyetini kaybetmedi. Kaybetmediğini, tersine daha hassaslaştığını son iki seçimde en açık şekilde gösteriyor.
Evet bütün bu bakanlara alıştık. Parti içinde "Yazık, bir o bakan olamadı, o da oluversin" diye bakan yapılanlara alıştık.
Ama çürümenin bu kadar ağır bir noktaya gelmesine alışmak mümkün değildir. Bazı bakanların mafya sanıklarıyla yakın olduğunu da biliyorduk. Ama ANAP'lı bir bakanın bir mafya sanığıyla para ilişkisi olduğunu ilk kez öğrendik.
Bu, çürümenin en uç noktasıdır. Maddi çıkar için parti değiştiren bakanlar, hırsız bakanlar, nüfuzunu kullanarak çıkar sağlayan bakanlar, bakanlığı eş dost akraba kayırma makamı zanneden bakanlar... Şimdi de çıkar karşılığı mafyaya bilgi veren bir bakan...
Türkiye Cumhuriyeti'nin bu hale düşürenlerin hepsi hesap vermeden gerçek temiz topluma, gerçekten güçlü bir cumhuriyete ulaşamayız.
Çürümenin bu kadarı
70'li yılların ortasına kadar Türkiye'de bakanlık çok önemli bir görevdi. Bakanlar ister CHP'li, ister DP'li, ister AP'li olsunlar, çok ağırlıklı insanlardı
Haberin Devamı

