Cumhuriyet tarihine yolculuk

Bu hafta ilk olarak geçen yılın en çok tartışılan filmi “Mustafa”nın kitap hali var

Haberin Devamı

Fotoğraflar, küpürler ve el yazmalarından oluşan kitapta, filmde eleştirilere neden olan “maddi” hatalar tekrarlanmamış. İkinci kitap “Meşrutiyet, Tek Parti, Çok Parti Hatıralarım”, 1908-1950 yılları arası dönemi, bir ülkenin kuruluş mücadelesini anlatıyor. “Kemikten Küle” ise Amerikan tarzı polisiye sevenler için ideal bir roman.

Mustafa’nın kitabı

Can Dündar’ın “Mustafa” filmi öyle tartışıldı ki neredeyse “kan çıkacaktı.” Kan çıkmadı, filmi milyonlarca kişi izledi, çoğu sevmedi. “İnsan Atatürk” görmeye alışık değildik.
“Mustafa” filmini görmedim, baştan gidemedim, sonra da tartışmaların bazılarındaki düzeysizlik hevesimi kaçırdı. Ama “Mustafa” kitabını elime almak, sayfalarını karıştırmak büyük bir zevkti. Kitap da Can Dündar imzasını taşıyor.
“Mustafa”nın kitap hali aslında bir belgeler toplamı. Fotoğraflar, el yazmaları, kupürler, kitap kapakları, kartpostallar, çizimler ve kısa metinler, kaliteli sarı kâğıt üzerinde etkili bir tanıklık toplamı olarak bir araya getirilmiş.
Filmle ilgili eleştirilerde yer alan kimi “maddi” hataların bu kitapta tekrarlanmadığını tahmin edebiliriz, çünkü ciddi bir yayıncılık çalışması yapıldığı da görülüyor.
Bu kitap dolayısıyla bir öneride bulunabiliriz: “Nutuk”un ilk özel baskısının tıpkı basımının yapılması. “Nutuk”u “Söylev”e dönüştürenlerden bazılarının bugünün Türkçesine aktarma çalışmasına yorum kattıkları, hatta bazılarının Mustafa Kemal’i “düzelttiği” de ortaya çıktı.
“Nutuk”un ilk özel baskısı olağanüstüdür, eline alan herkesi heyecanlandırır. Böyle bir baskı “Mustafa” ile yan yana pek güzel durur.

Yarım yüzyılın önemli bir tanığı ve aktörü

Böyle bir yaşam hikâyesi herkese nasip olmaz. 22 yaşında, o sırada İstanbul’da olan Mülkiye’yi bitirdiği günlerde Meşrutiyet ilan edilir, yıl 1908. Osmanlı İmparatorluğu’nun son günlerinde genç bir kaymakamdır, sonra Ruslardan geri alındığında Kars’a gönderilir, son Meclis-i Mebusan’da Muğla Mebusudur ve bu kimliğiyle Ankara’ya Mustafa Kemal’in yanına gider. 1926’da CHP’nin bölge müfettişi olarak siyasete girer, sonra bakan olur, ardından da CHP Genel Başkan Vekili olarak İsmet Paşa’dan sonraki en “güçlü kişi” olur.
1950’de seçimi Demokrat Parti kazanınca siyaseti bırakır ve bu kitabı yazar.
Hilmi Uran, cumhuriyetin birinci kuşağının en önemli isimlerinden biridir. “Sert” kadrodandır ama çok partili düzene geçişte de İsmet İnönü’nün yanındadır.
“Meşrutiyet, Tek Parti, Çok Parti Hatıralarım” 1908’de başlıyor, 1950’de bitiyor. Bir ülkenin kuruluş sürecinin yaşadığı zorlukların, siyasi acemiliklerin yanında inanç ve iradeyi de birinci elden anlatıyor. Hilmi Uran’ın anılarının tümü ilginç ama özellikle İsmet Paşa’nın İkinci Dünya Savaşı dışında kalmak için yaptığı politik manevraları bugün de siyasetle ilgili herkese okutmak gerekir.

Bu da “kemikçi” hafiye


Kathy Reichs, Amerikan “kara edebiyatı”nın son dönem yıldızlarından biri. Kendisi “adli antropolog” olarak uzun süre çalıştıktan sonra aynı meslekten bir “hafiye” yaratarak edebiyata girmiş.
Reichs’in “Kemikten Küle”sindeki Temperance Brennan, “anası” ile aynı meslekten, ayrıca çok meraklı ve kemiklerden, insan bedeni kalıntılarından ciddi sonuçlara ulaşan bir uzman. Malzemenin kemikler ve insan kalıntıları olması, Amerikan usulü “dehşet” sahnelerine kapı açıyor, ama yeni tür hafiyemiz Temperance hoş bir kadın. Aile sorunları var ve 1997’de doğmuş olmasına rağmen, hemen televizyon yıldızları arasına katılmış bir kişi. Bizim televizyonlarda da “Bones” adıyla gösterilen dizi doğrudan Reichs’in kişilerinden esinlenmiş. Ama bu tür dizilerde sık görülen, kaynak eserden uzaklaşmalar Bones’da da ortaya çıkıyor. Dizinin bir saatlik bölümleri kaynak kitabın bütün zenginliğini yansıtamıyor. Amerikan tarzı polisiye sevenlere Kathy Reichs ile kahramanı Temperance’ı ideal bir ikili olarak önerebiliriz.

DİĞER YENİ YAZILAR