Bazı günlük tartışmalar bizi zaman zaman tekrar Cumhuriyet’in kuruluş dönemiyle daha yakından ilgilenmeye yöneltiyor.
Halide Edip de son dönemde tekrar hatırladığımız önemli bir “cumhuriyet kızı”. İmparatorluğun son döneminde İttihatçılarla da ilişkileri vardı. Ermeni tehcirinin vahim sonuçları hakkında Maliye Nazırı’na mektup yazmıştı. Sonra Mustafa Kemal’in yanında “Kurtuluş” ve “Kuruluş”un bütün aşamalarını yaşadı.
Kitaplarının tekrar yayınlanması (Can Yayınları) da Halide Edip’i yeni kuşakların tanıması açısından yerinde oldu.
Timaş’tan yayınlanan Kemal Öztürk’ün “Halide”si ise bu ilginç kişiyi yakından tanıyanların, tanımamış olsalar da bilenlerin tanıklıklarıyla iyi bir “portre” çalışması olmuş.
“Türk’ün Ateşle İmtihanı”nı orta öğretimden geçen herkes bilir, ama Halide Edip bu özel kitabının ötesinde bir kişiliktir.
Kemal Öztürk, Halide Edip’i yaşadığı farklı dünyaların içinde ayrıntılı olarak tanıtırken, bir yandan da Cumhuriyet’in gelişme sürecinin fikrî gelişmesini de veriyor.
“Halide”nin altbaşlığında “Tutku, Hüzün, İsyan” deniliyor. Bu üç kavramı, kitabın içindeki resimlerle birlikte düşününce ortaya çok tutarlı bir portre çıkıyor.
Schlink ve terör
Bernhard Schlink’i Türk okuru önce yaşlı dedektif Selb’in üç macerasıyla tanıdı. Bu üç macerada Almanya’nın en karanlık döneminin bir yanı deşiliyordu.
2007’de yayınladığı “Eve Dönüş”te yine Naziler, savaş ve sonrası acıları içinde “Alman insanı” vardı. Kişiler, Selb’e göre biraz daha farklıydı, dönemi içinden anlamak ve anlatmak için kurgulanmışlardı.
Son romanı “Hafta Sonu”nda Schlink çok daha yakın dönemlere geliyor, Alman toplumunun hâlâ karanlıktaki terör günleri bu kez yeni deştiği alan. RAF yani Kızıl Ordu Fraksiyonu, 60’ların sonunda başlayan Avrupa’daki terörist tırmanışta en “katı” örgütlerden biriydi. İki kurucusunun adlarıyla “Baader-Meinhoff” grubu ya da çetesi olarak bilinen bu örgütü yönetenler daha sonra hapishanede enselerinden vurularak “intihar etti”. Bu grubun hapiste kalan bazı üyeleri de şu sıralarda tahliye ediliyor.
Schlink’in kahramanı bu eski teröristlerden biri. Yirmi yıl önce insan öldürerek dünyayı değiştirme peşine düşmüş bir genç, orta yaşlarında hapisten çıkar, hem yeni bir toplumla hem de geçmişle hesaplaşmak zorundadır. Bernhard Schlink’in son kitabı ve bütün kitapları her zaman herkese tavsiye edilir.
İletişimin “usta”sı
70’lerden itibaren gazetecilik yapan herkes Alaeddin Asna’yı tanır. Bunca yıldır iletişim “sanatı”nın hem emekçisi hem duayeni olan Asna’dan iletişimin herhangi bir dalında çalışacak herkesin öğreneceği çok şey vardır.
Alaeddin Asna, Deniz İnce Gökçeoğlu ile konuşmuş ve o konuşma “İletişim Hayattır” adıyla kitap olmuş. Asna, çocukluğundan başlayarak yaşadıklarını anlatırken Türk toplumunun yarım yüzyılına da tanıklık ediyor. Önce “halkla münasebetler” denilirdi, sonra “halkla ilişkiler” oldu, bazıları “PiAr” demekte ısrar ediyor.
Asna bu “iş”i Türkiye’ye tanıtanların başında gelenlerden olmasına rağmen bütün yaşadıklarını ve yarım yüzyıllık tarihi anlatırken oldukça tevazu gösteriyor ve birlikte çalıştığı herkesi de onurlandırıyor.
Alaeddin Asna Mülkiyeli’dir, titizdir, hâlâ gençleri yetiştirmek için uğraşır. En azından onların bu kitabı okumaları gerekiyor
Cumhuriyet kızı
Halide’nin portresi, Almanya’daki terör ve iletişimin doğruları
Haberin Devamı

