Bir meseleyi "orta yol" buluyormuş gibi yapıp iyice çorba etmek bir siyaset tarzıdır. Böylece mesele iyice içinden çıkılamaz hale gelir ve bundan sonra istenilen yöne bükülmesi kolay olur.
Milli Eğitim Bakanı, on sekiz ay bekledikten sonra imam hatiplere yüksek öğrenimde ek avantaj sağlamak amacıyla doğrudan girişimde bulunmuş, tepkiyle karşılaşınca meseleyi istediği şekilde çözmek için bu yönteme başvurmuştur.
Gelin işin içinden çıkın: Anayasa bu konuda YÖK'ü yetkili kıldığı halde meslek lisesi mezunlarına değişik alanlar için uygulanacak katsayılar bu yasa ile Meclis tarafından belirlenmiş olacak. Uygulaması ÖSS tarafından yapılacak. Meslek okullarının hangi alana girdiğini ise Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu belirleyecek. Hangi meslek okulunun hangi katsayıya tabi olacağı böylece belirlenecek falan filan...
Milli Eğitim Bakanı istediği kadar bu yapılan değişikliğin imam hatiplere ek avantaj sağlamak amacı taşımadığını söylesin, durum çok açıktır.
YÖK geçen hafta, yüksek öğrenim kurumlarına giriş rakamlarını yayınladı. Meslek lisesi mezunlarının imkânlarını sıraladı. Bu liseler içinde imam hatiplerin hangi avantajları kullandığı da rakamlarla ortadadır.
Krizi çıkaran kim...
Özel bir meslek eğitimi alan gençlerin yüksek öğrenimde başka alanlara yönelmeleri hem kaynak israfıdır hem de liseyi bitirmekle bir meslek edinememiş, tek imkânı yüksek öğrenim olan diğer lise mezunlarına haksızlıktır. Meslek lisesi mezunları herhangi bir sınava girmeden kendi alanlarındaki yüksek okullara doğrudan girebilmektedir. Bu liselerin mezunları hem doğrudan giriş imkânını kullanmakta hem de ayrıca ÖSS sınavına girerek ikinci bir imkân kullanmaktadır.
Bugün varolan sistem elbette ideal bir sistem, bütün gençlerin yüksek öğrenim yapabilmesini sağlayan bir sistem değildir. Ancak bugünkü koşullar içinde imkânların dengeli kullanımı sağlanmaya çalışılmaktadır.
Milli Eğitim Bakanı, bu sistemi neden bozduğunu anlatırken laf olarak bir şeyler söylemektedir. Ama rakamlar ortadadır ve bu rakamları bilmekle yükümlü olan Milli Eğitim Bakanı'nın amacının farklı olduğunu ortaya koymaktadır.
İmam hatip okullarını tekrar bir kriz konusu haline getiren de sadece Milli Eğitim Bakanı olacaktır. Bu tür çorba siyasetlerini uygulayanlar, bir gün gelir kendilerini de o çorbanın içinde bulurlar.
Çorba siyaseti
Bir meseleyi "orta yol" buluyormuş gibi yapıp iyice çorba etmek bir siyaset tarzıdır
Haberin Devamı

